Sosyonomi Günlükleri-5 (21/12/2011)

Fiyasko

Fiyasko sözcüğünün kökeni İtalyanca. Sözcük, hemen hemen bütün dillerde, aynı söyleniş biçimiyle yer alıyor. T.D.K. sözlüğünde karşılığı, “bir girişimde başarısız sonuç“. Merriam Webster sözlüğünde “a complete failure” (topyekun başarısızlık) olarak tanımlanıyor. Oxford sözlüğünde topyekun başarısızlığın niteliği de tarifleniyor: “A complete failure, especially a ludicrous or humiliating one” (özellikle gülünç ve küçük düşürücü başarısızlık).

Sözcüğün İtalyanca kökeni, 19. yüzyıla dayanıyormuş. Fiasco, İtalyanca’da şişelemek, kavanoza kaldırmak gibi anlamlara gelen far-fiasco sözünden geliyormuş. Tam karşılığı olmasa da, Türkçe’de kullandığımız “rafa kaldırılmak” sözünü hatırlatan bir sözcük gibi de düşünebiliriz.

Ansiklopediler

Fiyasko sözcüğünün modern dillerde gülünç ve küçük düşürücü başarısızlık anlamında kullanılması gibi, ansiklopedi yazımı da son bir kaç yüzyılda yaygınlaştı. Her ne kadar Antik Yunan’da ve Ortaçağ’da ansiklopedi oluşturma gayretleri olmuşsa da, kapsamlı ve sistematik ansiklopedi yazımı 1700’lerden sonra başarılı olmuş. Başka bir deyişle, ansiklopedi yazımı da, uygarlığımıza Grandsupercycle yükseliş dalgasıyla beraber kazandırılmış. Açık ansiklopedi Wikipedia‘dan, alfabetik düzene göre ansiklopedi yazımının 18. yüzyılda başladığını öğreniyoruz. Yükseliş dalgasının ürünleri çeşitlendikçe, ansiklopedilerin içeriği de genişlemiş. Günümüzde artık en çok okunan ansiklopediler, uzman yazarların yazdıkları değil, Wikipedia gibi sıradan insanların da katkıda bulundukları açık kaynaklar.

İnsan etkinliklerinin tüm alanlarında olduğu gibi, ansiklopedi yazımında da dalga karakterinin bütün özelliklerini görmek mümkün: Önce küçük gruplar, zahmetli araştırmalarla ansiklopediler yazmaya başlıyor, büyük kalabalıklar bu etkinlikle ilgili değil (1. Dalga). Daha sonra uzman yazarlar, belli bir sistematik izleyerek ansiklopediler yazıyor, büyük kalabalıklar ansiklopedileri satın alıp, okuyor (3. Dalga) ve nihayet büyük kalabalıklar, uzmanlaşmayı önemsemeksizin ve hiç bir sistematiği takip etmeksizin ansiklopedi yazımına girişiyor. (5. Dalga) Borsa trendlerine ne kadar da benziyor!

Kavramsal Düşünme

Yaygın ve düzenli ansiklopedi yazımının başladığı 1700’lerden 300 yıl sonrasındayız. Geçen üç yüzyıl boyunca binlerce ansiklopedi yazıldı. Ancak hala ansiklopedilerimizin içeriği, ağırlıklı olarak, kesinliği olmayan tartışmalı kavramlardan oluşuyor. Bu, aslında çok da beklenmedik bir durum değil. Çünkü doğadaki her şey gibi, bilgi de değişken ve dinamik. Bilgiye, kesinliği olan formülasyonlarla değil, mantıksal çıkarımlar ve dolaylı düşünme ile ulaşmaya çalışıyoruz. Bu süreçler boyunca da kavramlar keşfediyor, bunları tanımlamaya uğraşıyoruz.

Grandsupercycle dereceli dalganın yükseldiği üç yüzyıl boyunca insan uygarlığının yetiştirdiği parlak beyinler, kavramsal düşünmemize derinlik kattılar. Eserlerinde sanatın ve mantığın tekniklerini kullanarak sorular sordular: “Sevgi nedir? Mutluluk nedir? Ahlak nedir? Özgürlük nedir? Kölelik nedir? Merhamet nedir? Eşitlik nedir? İnsan hakları nedir? Refah nedir? Kavga nedir? Uzlaşı nedir? Yoksulluk nedir? Varlık nedir? İlerleme nedir? Bilgi nedir? ….” Eserlerini okuyanları, izleyenleri bu kavramlar üzerinde düşünmeye davet ettiler. Büyük edebiyat ve sanat akımları, felsefe okulları, akademik araştırmalar ve makaleler, insan zihninde kavramsal düşünmenin kökleşmesine yardım etti.

Supercycle dereceli yükseliş dalgasının 1980’lerden sonra yükselen son evresinde kavramsal düşünme yavaş yavaş yerini yüzeysel düşünmeye bıraktı. Gitgide daha büyük bir ağırlıkla insan beyinlerini kuşatan pop kültür, kavramsal düşünmeyi yeniden entellektüellerin dünyasına hapsetti. Daha kısıtlı ve sınırlı alanların içinde hareket eden kalabalıklar, kavramlarla değil, pop kültürün içi boş, yuvarlak başlıklarıyla düşünmeye başladılar.

Higgs bozonunun peşinde

CERN’de aylardır devam eden deneyler, büyük kalabalıklar için sadece gündelik medyada yer aldığı ölçüde anlamlı. Milyarlarca Euro harcanarak yürütülen projede amacın ne olduğu, kalabalıklara bir türlü açık seçik anlatılabilmiş değil. Hal böyle olunca da, masraflı bilimsel deneylerin amacı, pop kültürün unsurları ile düşünmeye alışmış insanlara, basit ve eğlendirici bir dille anlatılmaya çalışılıyor. Çünkü bozonlar, nötrinolar, süpersimetri pek çok insan için hiç bir anlam ifade etmiyor. Bunların yerine, gazete haberlerinde Tanrı Parçacığı, evrenin sırrı, uzay ve zaman yolculuğu gibi kavramlardan bahsediliyor. Böylece, teorik fiziğin pratikte karşılaşılan sorunlarını çözmek üzere girişilmiş 7 milyar dolarlık bir proje, kitlelerin zihninde ulvi çağrışımlar yapıyor.

CERN deneyleri fiyasko ile sonuçlanırsa

Spiegel’de yayınlanan bir haber-yorumun satır aralarında, işlerin sarpa sarma ihtimali olduğu ima ediliyor. Geçen hafta, kamuoyunda oluşan merak nedeniyle 100’den fazla gazeteciye “atomik kesişimler, parlaklık, gamma mamma” dersleri verildikten sonra, kamuoyunda, “Tanrı parçacığının” bulunmuş olabileceği algısının  yaygınlaştığına dikkat çekiliyor ve şu yorum yapılıyor: “Küçücük bir parçacık için 3 milyar Euro mu? Öyleyse bu parçacık çok özel bir şey olmalı.

Bilim dünyasındaki gelişmeleri takip edenler, söz konusu parçacığın bulunmasına çok da yakın olmadığımızı, hatta azınlıkta da olsa bazı fizikçilere göre böyle bir parçacığın varlığının bile kuşkulu olduğunu biliyorlar. CERN fizikçileri ise üzerlerindeki baskıyı hafifletebilmek için en geç 2012 sonuna kadar deneysel bir sonuca ulaşacaklarını söylüyorlar.

Sosyonomik perspektiften bakıldığında, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı‘nın devreye sokulup, CERN deneylerinin başladığı tarihin, Supercycle dereceli bir zirveye denk gelmesi elbette şaşırtıcı değil. Kitlesel ruh hali trendlerinin diğer izdüşüm alanlarında olduğu gibi, CERN deneylerinde de umudun yaşatılıyor olması, bu perspektiften daha da anlamlı görünüyor.

Dalga analizlerimizde büyük dereceli bir dalga zirve yaptı ve 2012 yılı, düşüş dalgasında bir kopuş yılı olabilir. Düşüş dalgasının ilk aşamalarında yaşatılan umut, 2012 yılıyla beraber umudun tükendiği, çöküşün hızlandığı bir yıl olmaya adaydır. Eğer tahmin ettiğimiz üzere, 2012 yılında düşüş dalgasının yeni bir evresine geçilecek ve umut tükenecekse, bilim dünyasında da ciddi bir fiyasko yaşanabilir.

Kavramsal düşünme ve ansiklopedilere geri dönersek… Üç yüz yıl boyunca yükseliş dalgasının düşünsel temellerini oluşturan büyük sanatçıların, düşünürlerin yavaş yavaş sayısının azaldığını, pop kültürün derinlikten yoksun, yüzeysel ve basit kodlarının insan zihinlerinde büyük bir hakimiyet kurduğunu görüyoruz. Bilimin, felsefenin ve sanatın karmaşık dilinin artık kalabalıkların zihinlerinde karşılığı yok. Bilim insanları süpersimetrinin teorik sorunlarına dalmışken, dışarıda kalabalıklar derin bir çöküşün altyapısını hazırlıyorlar. CERN deneylerinin sonucu, bilim tarihinin en büyük fiyaskolarından biri olabilir.

Reklamlar

1 thought on “Sosyonomi Günlükleri-5 (21/12/2011)”

  1. Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz; Yanlış yerde aranan o yerde bulunamaz!
    Aradığı şeyi dışarılarda (gökte veya yerde-atomda-) bir yerde değil de kendinde aramayan insanoğlu da insanlık ve yaratılış tarihinin en büyük fiyaskosuna imza atmaktadır diye düşünüyorum değersizce(naçizane). hkt

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s