Tweet/2 Temmuz 2012

Reklamlar

4 thoughts on “Tweet/2 Temmuz 2012”

  1. Merhabalar Tuncer Bey ve tüm arkadaşlara merhaba.
    Anladığım kadarıyla resim 1 sosyo-politik, resim 2 sosyo-ekonomik ve sonuç itibarı ile ikisi de sosyonomik bir bakış açısıyla oluşturulmuş; beyninize sağlık.
    Yine yanlış anlamadıysam resim 1 de uzatan bir dalga söz konusu ama resim 1’de 5 dalgalık itkisel bir dalganın düzeltmesine başlandığını anlatıyorsunuz. Aradaki farkı biraz açabilir misiniz?
    Açsanız da açmasanız da her durumda teşekkür ederim.
    İyi çalışmalar ve bollaşan vakitler diliyorum.

    Hasan Kutlay Toktaş

    Beğen

  2. DÜZELTME
    “Yine yanlış anlamadıysam resim 1 de uzatan bir dalga söz konusu ama resim 1′de 5 dalgalık itkisel bir dalganın düzeltmesine başlandığını anlatıyorsunuz.” cümlesinde “ama resim 1’de 5 dalgalık” kısmı “ama resim 2’de 5 dalgalık…”olarak düzeltiyorum.

    Hasan Kutlay Toktaş

    Beğen

  3. Sn Toktaş,

    Yukarıdaki çalışma, tarihe sosyonomik bakışla oluşturduğum bir modelin resmidir. Tarihçi olmadığım için dalga başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda ısrarlı değilim. Örneğin birinci resimde dalga bitiş zamanı konusunda iddialı değilim. Dor istilası ve klasik Yunan Çağı’nın bitişi/ Yunan Karanlık Çağı’nın başlangıcı bence muhtemel bir 4. dalgadır. Ancak Dor istilası 500 yıl sürmüş ve Miken ve Girit’in çöküşüne kadar devam etmiştir. Aynı dönemde Mısır’da Yeni Krallık Çağı yaşanmaktadır ve nispeten barışçı, ticaret ve kültür alışverişinin yaygınlaştığı dengeli ve gönençli bir çağdır. Bu tarih kesitinde (III) başlangıç ve bitiş zamanını tespit etmek güç. Ben kabaca Hiksos istilası ile Miken’in yıkılmasına kadar geçen sürecin (III), yayılmacı ve istilacı Roma döneminin de (V) olduğunu düşünüyorum.

    Ana fikir şudur: Mezopotamya’da ilk uygarlıkların ortaya çıkışı ve Mısır’da krallığın kuruluşu ile başlayıp, M.Ö. 16. yüzyılda Hiksos istilası ile tüm antik uygarlıkların çöküşüne kadar geçen zaman uzatan bir Birinci dalgadır. Uzatan birinci dalgalar, ilerideki zamanlarda çok daha yükseklere gidecek ve çok uzun sürecek dalgaların sinyalidir.

    Roma’da Cumhuriyet’in çöküşü ve İmparatorluğa geçiş, ardından da imparatorluğun çöküşü ve kuzeyden gelen kavimlerin istilası ile Roma’nın dağılması bence bu dalganın sonudur. Ardından gelen Bizans dönemi tarihsel ölçekli (II) no’lu dalgadır ve Karanlık Çağ olarak bilinir. Bu çağın en sonunda yaşanan Haçlı seferleri, büyük kıtlık, veba salgını, engizisyon ve cadı avları, tipik (II) karakteristiğidir.

    Bir sanat akımı olarak doğan ve çok küçük bir coğrafyayı etkileyen Rönesans, ardından gelen Reformasyon, (III) no’lu dalga içindeki spekülatif/kurgusal evredir. Aydınlanma ve sanayi devrimi, dalganın en coşkun ve momentumlu aşaması, kredi genişlemesi, finansal balonun şişmesi ve aydınlanma çağından “yeni ortaçağa” ve “cehalet çağına” geçiş, yani içinden geçtiğimiz dönem, dalganın finalidir.

    Bu dalga daha büyük derecede uzatacak ve çok daha yükseklere gidecek tarihsel ölçekli (III)’ün sadece alt dalgası idi. Çok sert bir düzeltme ile düzeltilecek, ardından da tüm zamanların en güçlü dalgası olan (III).III başlayacak. Biz şimdi bu dalganın öncesindeki düzeltmenin içinde sürükleniyoruz.

    Bu dalganın nasıl bir dalga olacağı, hangi zeminde yükseleceği, hangi ürünleri doğuracağı spekülatif bir tartışmanın konusudur. Benim şahsi fikrim şudur: Her dalga bir büyük devrimle başlar: Mezopotamya, Mısır, İndüs uygarlıklarının doğuşu, tarım devrimi ile başlayan bir dalgaydı. İnsanlar avcı/toplayıcılıktan yerleşik yaşama geçtiler. Yazı, hukuk, kentsel yerleşim, konut kültürü, doğanın yeniden üretilmesi bu dalganın temel unsurlarıydı.

    Bir sonraki dalga, skolastik ortaçağ düşüncesinden çıkış, aydınlanma ve sanayi devrimleri ile başladı. Bu dalga bize demokrasi, insan hakları, gelişmiş hukuk, modern teknoloji, kitlesel üretim (mass production), gelişmiş bir altyapı ile desteklenen mega kentler, ulus devletler gibi unsurları getirdi.

    Tarihsel ölçekli dalga bu temelde yükselmeye başladığı için, orta vadeli (tarihsel ölçekte orta vadeli) bir düzeltmenin ardından dalga, aynı zeminde yükselmeye devam edecektir. Tarihsel ölçekli bir (III).III’ten bahsettiğimize göre, bu dalga insanlığa çok daha gelişmiş bir toplumsal/kültürel zemin, 19/20. yüzyıldan da hızlı ve güçlü bilimsel keşifler, mevcut dönemden de yoğun ve yaygın bir ulaşım/üretim/tüketim ve artık gezegen ölçeğinde değil, uzayın astronomik ölçeklerinde bir genişleme getirecektir.

    Bence içinden geçtiğimiz dönem, Ortaçağ’a son geri dönüş çabasıdır. (III).II olarak etiketlenen dalgaların karakteristiği budur: Kısa süren ve genellikle keskin bir geri dönüş çabası olur. Ancak kalıp itkiselse, geri dönüş mümkün değildir. (Unutmayalım, uzun vadede yön hep yukarı doğru olacak.)

    En büyük derecede Birinci dalga kabaca 4,000/5,000 yıl, bu dalganın düzeltmesi de 1,000/1,500 yıl sürdüğüne göre, Ortaçağın bitişi ile başlayan dalganın en az 7,000/8,000 yıl sürmesi beklenir. Bu dalganın içinde sadece 400/500 yıl geçti. Uzun vadede insanlığın gideceği yol çok uzun ve tarihsel ölçekli (III) no’lu dalga henüz bebeklik çağında. Şimdi bu çağın içinde geçici bir barbarlık/karanlık evrenin içinden geçiyoruz. Ben düşüşün 1970’lerde başladığını ve halen de devam ettiğini düşünüyorum. (Bu anlamda biraz daha farklı bir bakışım var: Tarihsel dalgaların finansal spekülasyonla atbaşı gittiğini düşünmüyorum. Bence finansal spekülasyon, tarihsel dalgaları biraz daha geriden takip ediyor.)

    Bana göre insan uygarlığı 40 yılı aşkın bir süredir düşüyor. Dibe yakın mıyız? Bence hala değiliz. Zaten dibe yaklaştığımızın sinyali bence ekonomik/finansal verilerden değil, uygarlığın yükseleceği yeni zeminin sinyalini verecek felsefe/sanat/kültür dünyasından gelecek. (Ortaçağ’ın bitiş sinyalinin Rönesans’la gelmesi gibi) Şimdilik böyle bir sinyal görmüyorum. Bizim yaşam sürelerimizin bir kısmının daha “yeni ortaçağ” ile geçeceğini tahmin ediyorum.

    Sonrası, insanlığın altın çağıdır.

    Beğen

  4. Çok teşekkür ederim Tuncer Bey; resmen aydınlandığımı hissettim.
    Belki zaten yapmayı planladığınız çalışmalardan birisidir ama şahsen burada Türkler ve Türk tarihi ile ilgili bu tarz bir çalışma yapmanızı yürekten temenni ederim. Türkler de insanlık gibi yükselmeye devam edecektir elbette ama en azından hangi yoldan giderek ve hangi motifleri oluşturarak yükseleceğimiz hususunun, tamamen kadere bırakılamayacak bir konu olduğunu ve bunun bir kısım tercihlerimiz sonucu oluşacağını düşünüyorum. Yani barışsever bir toplum da savaşsever bir toplum da kısa ve orta vadede yükselir elbette ama “ne olursa olsun yükselmek” değil nasıl yükseldeğindir önemli olan diye düşünüyorum değersizce.
    Bu tümceden olarak; acaba biz Türkler bilinebilen başlangıcımızdan itibaren hangi kalıp ve zeminde yükseliyoruz, atalarımızın hangi doğru-yanlışları bizi ne tarzda etkileyebilir, (Dedesi erik yemiş torununun dişi kamaşmış ve yaz aylarında yenilen hurmalar ile ilgili diğer ve pek çok özlü sözümüz gereğince) Barış eksenli anlayıştan vazgeçmemizi gerçekten zorunlu kılacak durumlar olmadan savaşseverliğin neticeleri hangi düzeltme kalıbını oluşturur ve/veya sebep olabilir vb. daha pek çok konuda, böyle bir çalışmanın bizleri aydınlatmakla kalmayacağını, bu aydınlanmanın sonucunda aktif olarak gereğini yapanların gelecek nesiller tarafından saygı ve iftiharla anılacağını ve bu durumun tüm insanlık trendinde çok minik de olsa göze çok hoş gelen bir motif olacağını düşünüyorum. E daha ne ki zaten?
    Evet öyle ya da böyle dalgalar oluşacak, düzeltmeler yaşanacak, yükseliş trendi devam edecek ama tüm bunlar insan dediğimiz canlı için ve onun önemli etkileri neticesinde oluşacak. Kaba tabiri ile yata yata büyütenlerin değil, çalışarak üreterek tükenenlerin ve ama tükenirken üretenlerin eseri olacaktır (lll) nolu dalga. Belki birçoğumuz göremeyeceğiz ama bu dünya emanet dünyası bizler teslim aldık ve zamanı gelince teslim edeceğiz. Nasıl teslim aldığımız değil nasıl teslim ettiğimiz önemli olacak.
    Sonuç itibarı ile demem o ki Sn. Şengöz;
    Türkler olarak tüm dünyanın hem coğrafi hem de gündem olarak tam ortasındayız ve bir şekilde bir kısım savaş çığırtkanları tarafından büyük bir anlamsızlığın içerisine çekilmeye çalışıyoruz bariz bir şekilde. İnanıyorum ki Türkler ile ilgili bu tarz ve benim aklıma gelmeyen pek çok unsurla da zenginleştirilmiş EWP temelli sosyonomik bir çalışmanın, alacağımız hangi kararların hangi düzeltme kalıbına neden olabileceği ve bu durumun belki bizim göremeyeceğimiz büyük yükseliş dalgasının dinamiğini ne tarzda etkileyebileceği vb. hususlarda doğru yerde durmamıza büyük katkısı olabileceğini düşünüyorum değersizce.
    Birkaç satırlık yazımı “adam hesabına alıp” böyle güzel bir yazı yazarak onurlandırdığınız için de teşekkür ederim.

    İyi ve kolaylaştırılmış çalışmalar dilerim.
    Barış sevgi ve selam üzerinize (üzerimize) olsun.

    Hasan Kutlay Toktaş

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s