Kediler ve dalgalar – IV

Bu yazıyla beraber, Kediler ve Dalgalar – I,  Kediler ve Dalgalar – II ve Kediler ve Dalgalar – III başlıklı yazıların da okunmasını öneririm.

30 Aralık 2010 günü bir yeni yıl yazısı yazmak üzere klavyemin başına oturdum ve Kediler ve Dalgalar başlıklı bu yazı serisi ortaya çıkmaya başladı. Kediler ve Dalgalar, geniş bir felsefe, bilim, tarih turudur. Düşünen, merak eden, sorular soran, uzun ve yorucu metinler okumaktan hiç sıkılmayan bugünün/geleceğin okuruna farklı ufuklar açmak üzere yazmaya başladığım Kediler ve Dalgalar’a iki sene sonra kaldığım yerden devam ediyorum. Devam ederken, iki sene önceki yazma geleneğimi bozmuyorum; Araya bol şarkı/türkü serpiştiriyorum; Böylece sadece yeni düşünce ufuklarına değil, farklı müzik zevklerine de pencere açmayı umuyorum.

Buyurun efendim; Bir taraftan bu yorucu yazıyı okumaya başlayın, bir taraftan da şimdiye kadar belki de hiç duymadığınız melodilerin keyfini çıkartın …

Ross Ashby, 1903 ile 1972 yılları arasında yaşamış bir İngiliz psikiyatr.  Dünyada çok tanınmamış olsa da, 1956 yılında yazdığı An Introduction to Cybernetics isimli kitabı, sibernetik alanında yazılmış en temel ve öncü kitaplardan biri kabul ediliyor. Ashby kitabına, çağdaşı Amerikalı matematikçi Norbert Wiener‘in tanımı ile başlıyor: “Sibernetik hayvanlarda ve makinelerde kontrol ve iletişimi inceleyen bilim dalıdır.” Sibernetik, doğal olarak akla mekanizmaları ve mekanik kurallarına göre işleyen şeyleri getiriyor. Ashby, sibernetik biliminin de makine teorisi ile uğraştığına dikkat çektikten sonra şu önemli tespiti yapıyor: “Sibernetik, ‘bu nedir’ sorusunu sormaz; Onun yerine, ‘bu ne yapıyor’ sorusunu sorar.” Örneğin, harmonik salınım yapan bir sistemin tekerlek mi, yoksa elektrik devresi mi olduğu ile değil, ne yaptığı ve sonuçta hangi hareketin ortaya çıktığına bakarsınız. Bu anlamda sibernetik, işlevsel ve davranışsaldır. Sibernetik, ilk anda akla fizik yasalarını ve uygulamalarını getirse de, düzenli, kararlı ve tekrarlanabilen bütün davranış biçimleri ile ilgilenir. Sibernetiğin uğraştığı alanın içine sadece mekanik sistemler değil, aynı zamanda elektronik, sinirsel ve ekonomik sistemler de girer. Dolayısıyla insan tarafından yapılmış olsun ya da olmasın, düzenlilik, kararlılık ve tekrarlanabilirlik özelliğine sahip bütün “gerçek makineler” sibernetiğin inceleme alanı içindedir.

Ashby, çok önemli bir konuya daha dikkat çekiyor:  “Cybernetics envisages a set of possibilities much wider than the actual, and then asks why the particular case should conform to its usual particular restriction.” (Sibernetik, gerçek durumdan çok daha geniş bir olasılık setini göz önüne alır ve daha sonra da belirli bir durumun neden belirli bir kısıta uyduğunu sorar.) Şöyle bir örnek veriyor: Bir tavşan yumurta hücresinin büyüyerek tavşana dönüşmesi, eskiden şu şekilde sorgulanırdı: “Bu neden büyüdü ve bir yumurta hücresi olarak kalmadı da tavşana dönüştü?” Sibernetik ise daha geniş bir olasılık setini göz önüne alarak şu soruyu sorar: “Tavşan hücresindeki değişiklikler neden tavşan formuna dönüştü de, balık, köpek, ya da bir tümöre dönüşmedi?”

Bu soru ilk bakışta anlamsız görünebilir. Şimdiye kadar hiç bir tavşan yumurta hücresinin, balık ya da köpeğe dönüştüğünü gözlemlemedik. Doğal gelişimi içinde tavşan yumurta hücresinin büyüyerek tavşana dönüşmesi gerekir. Ancak dikkatimizden kaçmaması gereken ilginç bir husus var: Acaba bir yumurta hücresinin gelişimi içinde bir değişiklik olursa, tavşan dışında bir canlı oluşabilir mi? Eğer oluşabilirse, o değişiklik nedir?

Tamam burada biraz mola verelim ve daha sonra bu “acaip” soruların bizi nerelere götürdüğünü gözden geçirelim. Buyurun sizi tavşan yumurtalarından ve sibernetiğin acayip sorularından uzaklaştıracak hoş bir melodi:

Çok sıkı ve hızlı bir rocker olduğum bilinir. Zaman zaman rock müziğin yorucu dünyasından uzaklaşabilmek için klasik müzik dinlerim. Sonra klasik müzik beni yorar, dinlenmek için yeniden rock müzik dinlemeye başlarım. Ne yapalım … Bu da benim kısır döngüm. Iyeoka’nın kökeni Afrika ve özellikle de Nijerya olunca sound kaçınılmaz olarak Sade‘ye benziyor.

Biz konumuza dönelim …

Sibernetiğin uğraşı alanı karmaşık sistemlerdir. Karmaşık sistem teknik bir terim. Wikipedi karmaşık sistemi şöyle tanımlıyor:

A complex system is a system composed of interconnected parts that as a whole exhibit one or more properties (behavior among the possible properties) not obvious from the properties of the individual parts.“(Kompleks sistem, tekil parçaların özelliklerine benzemeyen, birbirine bağlı parçaların bir bütün olarak bir veya daha fazla özellik gösterdiği sistemdir.)

Kompleks sistemleri incelerken sistemi oluşturan parçaların tekil davranışlarını değil, bu parçaların hangi ortak davranış biçimleri gösterdiğini ve bu davranış biçimlerinin sonucunda sistemin hangi sonuçları ürettiğini incelersiniz.

Buradan yavaş yavaş insan kitlelerinin davranışlarına geçebiliriz. İlk tespitimizi yapalım ki, hangi baz üzerinde konuştuğumuzu bilelim: İnsan kitlelerinin etkinliklerini kapsayan tüm alanlar da birer karmaşık sistem midir? Cevap: Evet. Bu sistem düzenli, kararlı ve tekrarlanabilir bir sistem midir? Evet. (Bu cevabı verirken biraz ikircikliyiz. Çünkü aynı evrelerden geçse dahi, aynı sonuçları üretmeyeceğine dair kuşkularımız var. Ancak  bunun karmaşık sistemlerin yapısı gereği olduğunu da biliyoruz. Kediler ve Dalgalar I, II ve III‘de görmüştük; Tamamen aynı koşullarda fırlattığımız elektronlar bile aynı davranış özelliklerini göstermiyor ki, insanlar ve insan toplulukları göstersin. Demek ki, içinde yaşadığımız evrenin özelliği bu; Sonsuz bir olasılık yelpazesinin içinde bazen şu, bazen bu davranışı göstere göstere devinip duruyoruz. O halde tanımı da doğru yapalım: Düzenli, kararlı ve tekrarlanabilir bir sistem, her zaman tıpatıp ve değişmez sonuçlar üreten bir sistem değildir. Zaten öyle olsaydı, içinde yaşadığımız dünya ne kadar sıkıcı olurdu!)

Pekala bir sonraki yazıda üzerine konuşacağımız başlıkları belirleyerek burada biraz mola verelim. Kediler ve dalgalar V’te şu başlıkları gözden geçireceğiz:

1) Kitle davranışlarına olasılıkçı (probabilistic) yaklaşım ve Siyah Kuğu teorisi.

2) Hisse senedi spekülasyonu, manipülasyonu, toplum mühendisliği

3) Yükleliş ve düşüş, artış ve azalış, ilerleme ve gerileme

4) Elliott Dalga teorisi ve sosyonominin tarihsel ve güncel uygulamaları.

O zamana kadar güzel müziğin tadını çıkartalım:

Kediler ve Dalgalar V

Reklamlar

4 thoughts on “Kediler ve dalgalar – IV”

  1. Merhaba hocam,
    Yazınızı okuduktan sonra en altta Rush’ın YYZ’ini görünce bakalım
    Onca yıldan sonra nasıl çalacaklar diyerek play’e dokundum (youtube
    Kültürüm pek yoktur) ilk 1 dakikayı izledim olamaz dedim aradan 30 yıldan fazla
    Zaman geçmiş bu performansa ulaşmaları mümkün değil dedim içimden,
    Bir 30 saniye daha izleyince sazanlığım meydana çıktı, hay bin kunduz dedim
    Moving Pictures’dan senkronize edilmiş.

    Yıllar önce İzmir’in dinozor rocker’larından sevgili Ahmet Burak ağabeyimiz
    söylemişti sanırım, bu parçayı çalarken Neil peart’ün baterisinden çıkan sesler
    kulakta Yyz gibi bir tını oluşturuyormuş bunun üzerine parçanın adı YYZ olmuş.

    Rush sadece müziği ile değil entelektüel yapısı ve felsefesiyle favori gruplarımdan
    Biridir, bu arada “Exit…Stage Left (1981)” muhtemelen arşivinizde mevcuttur,
    Bence rock tarihinde studio performansının kat be kat üzerine çıkılan nadide
    Live albümlerden biridir, o yüzden Xanadu, Jacob’s Ladder, The Trees, YYZ,
    Tom Sawyer, Red Barchetta, Closer to the Heart gibi Rush klasiklerini
    Her zaman Exit…Stage Left’den dinlerim, YYZ’deki Neil peart’ün drum solosu
    Bence Ginger Baker’ı bile kıskandıracak kadar muhteşemdir.
    Blog okuyucularına şiddetle tavsiye ederim.
    Sevgi ve saygılarımla.

    Beğen

  2. Grubun YYZ ismini seçmesinin nedenini, elemanlarla yapılan bir söyleşiden uzun turne dönüşlerinde hep YYZ’ye ulaşma arzusu olarak okumuştum. YYZ, Toronto havaalanının uluslararası kodu imiş. Tını mı isme uydurulmuş, yoksa isim mi tınıya bilmiyorum. Ancak bildiğim şu ki, YYZ sadece Rush discografisinin değil, Rock müzik tarihinin en iyi parçalarından biridir.

    Aşağıda üç link daha veriyorum. İlk ikisi konser yorumu, üçüncüsü müthiş sevimli bir animasyon. Benim favori YYZ’lerim bunlar. Beğeneceğinizi tahmin ediyorum.

    🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s