Çocukluğun Sonu

Childhood-Game-650x443

1980 yılı, Türkiye tarihi için önemli bir kırılma noktasıdır. 1980 yılından sonra yaşanan ekonomik ve siyasal değişimler yeterince tartışıldı. Tartışılmayan, 1980 yılından sonra toplum psikolojisinde görülen değişimlerdir.

Tezim şu: 1980 yılında yaşanan dramatik değişim, hem toplumun, hem de bireylerin psikolojisi üzerinde travmatik etki yaratmış, gelişmeyi durdurmuştur. Bu nedenledir ki, bireylerin ezici çoğunluğu, 1980 yılında hangi duygusal zeka seviyesinde ise, geçen yıllar boyunca ve günümüzde de aynı seviyededir.

Başka bir deyişle, 1980 yılında kim kaç yaşında ise, geçen yıllar boyunca aynı yaşta takılıp kalmış, büyümemiş, olgunlaşmamış, yaşlanmamıştır.

Bugün 55-60 yaşında olanların hala “delikanlılık” söylemine takılmış olmasının, 45-50 yaşlarında olanların “olgunlaşmaya” çalışmasının, 35-40 yaşında olanların anne-baba gözetiminden sıyrılamamasının nedeni budur.

Nüfusun büyük çoğunluğunun durumu ise daha da ilginç; Türkiye nüfusunun yarısı, 1980 yılından sonra dünyaya geldi. 1978 ile 1982 arasında dünyaya gelen ve bugün 30-34 yaş kuşağını oluşturan gençlerin oranı, toplam nüfus içinde %8.7.

Psikolojide foetal learning (fetal, cenine ait öğrenme) denen bir kavram var. 1925 yılından beri yürütülen araştırmalara göre, öğrenme henüz cenin aşamasında başlıyor. Bu, elbette bilişsel (cognitive) bir öğrenme değil. Bu nedenle de ana rahminde Mozart dinletilen ceninin, dünyaya geldiğinde daha zeki olacağına dair bilimsel bir kanıt yok. Diğer taraftan ceninin ses ve ısı değişimine tepkiler verdiği ve annenin ruhsal ve bedensel sağlığı ile ilişkili bir psyche geliştirdikleri biliniyor.

Dolayısıyla günümüzün 30-34 yaş kuşağı, fetal öğrenmeleri bakımından oldukça sorunlu. Dahası, bu yaş kuşağı, benim tezime göre sosyal ve bireysel gelişimi durmuş (ya da daha hafif bir deyişle yavaşlamış) ebeveynler tarafından büyütüldükleri için dış dünya ile sağlıklı ilişki kurma konusunda oldukça sıkıntılı.

Kendilerinden önceki nesillerin durumu da onlardan farklı değil.

15-25 yaş kuşağına takılmış milyonlarca insan ve bu insanların yetiştirdiği bir nesille Türkiye, 2000’li yıllara sosyal psikoloji bilimi açısından oldukça ilginç bir giriş yaptı. Sosyal yaşamda en aktif yaş dönemini bir türlü büyüyememiş ergenler olarak yaşayanlara, bir de fetal öğrenme dönemlerini 1980 yılının etrafındaki travmatik süreçlerde yaşayanlar eklenince Türkiye tarihinin en ilginç ve absürd dönemlerinden biri yaşandı.

Şimdi bu dönem kapanıyor. 2013 yılının yaz başında birdenbire sahne alan kuşak, pek çok sosyal gözlemcinin isabetle tespit ettiği üzere, 1988-98 doğumlu olan 15-25 yaş kuşağı.

Onlar şu anda sahip oldukları duygusal zekaları ile, 1980 yılında ebeveynlerinin takılıp kaldıkları duygusal zeka seviyesindeler. Bu arada dünyada, bir Fibonacci sayısı olan 34 yıla yakın bir zaman geçti. Bu günlerde büyük bir dönüşümün ilk evrelerinden geçiyoruz. Kısa bir süre sonra, bugün birdenbire tarih sahnesine çıkan bugünün 15-25 yaş kuşağı, duygusal zeka olarak ebeveynlerinden daha olgun hale gelecek. Büyük değişimin kalıcı etkilerini de o aşamadan sonra görmeye başlayacağız.

34 yıllık bir parantezden nihayet çıkıyoruz; Çocukluk bitiyor.

Reklamlar

1 thought on “Çocukluğun Sonu”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s