Elliott Dalga Prensibi ve Sosyonomi

Bir futbol maçına bilet alıyorsunuz. Ancak maçı, paranız sadece devasa stadyumdaki tribünlerin en arka sıralarına yettiği için, sahadakileri küçük birer nokta olarak görebildiğiniz bir yerden seyrediyorsunuz. Mesafeniz o kadar uzak ki, teknik ayrıntıları seçemiyorsunuz; sahada olan biten her şey, (bir tanesi top olmak üzere) 23 adet noktadan oluşan hareketli bir matristen ibaret görünüyor.

Futbol maçı-matris analojisi bilim kurgu yazarı John Scalzi‘ye ait.

Çok uzak mesafeden seyredilen bir futbol maçı, gözlemciye gerçekten de sınırları saha çizgileri ile belirlenmiş bir alan içindeki 23 (hakemleri de dahil edersek 26) noktalık bir matris gibi görünür. İlk bakışta noktaların hareketi düzensiz gibidir. Biraz daha dikkatle bakınca, iki noktanın (kaleciler) belli alanların dışına çıkmadığı, başka iki noktanın (kenar hakemleri) alanın içine girmediği, hareketleri bu şekilde sınırlanmış olanların dışındaki diğer tüm noktaların bir tek noktanın (futbol topunun) hareket ettiği alanlara doğru yöneldiği fark edilir.

Gözlemci, bir süre sonra davranışları (farklı ölçeklerde) sınırlanmış olan noktaların, bir düzensizlik içinde değil, bir karmaşık sistem oluşturmak üzere hareket ettiklerini keşfedecektir. Benzer başka gözlemler noktaların hepsinin, matrisi oluşturan alanı belli zamanlarda (devre arası ve maç bitimi) ve genellikle topluca, zaman zaman da noktaların bazılarının diğer noktalardan daha erken terk ettiğini (kırmızı kart ve ihraç) gözlemleyecektir. Gözlemci, çoğunlukla bir, arada sırada iki, nadiren de üç veya daha fazla noktanın alanı diğerlerinden önce terk etmesinin bir istisna olup olmadığını bilemeyecektir; çünkü bu gözlemler istisnai kabul edilemeyecek kadar sık, ancak bir matematik kurala bağlanamayacak kadar da az sayıda gerçekleşir.

Gözlemci, bu ölçekten yaptığı gözlemlerle bir takım kurallar çıkartır.

Daha sonra izlediği bu karmaşık sistemi daha yakından gözlemeye karar verir ve tribünlerin sahayı daha yakından gören bir yerinden bilet alır. Daha yakından bakıldığında, sahanın içinde hareket eden 24 noktadan birinin top, birinin topa -maçın başı ve sonu hariç- dokunmayan hakem, ikisinin kale alanını hemen hemen hiç terk etmeyen kaleciler ve geri kalan yirmisinin de farklı renklerde giyinmiş rakip takım oyuncuları olduğunu görür. Daha yakından yapılan yeni gözlemler, yeni kuralların keşfedilmesini sağlar. İlaveten, her bir oyuncunun, karmaşık sistemi oluşturan bu matris içinde bir rolü olduğu keşfedilir. Gözlemci, daha ayrıntılı istatistikler tutmak istediğinde anlamlı bazı sonuçlara ulaşacaktır: Örneğin en çok ve en az koşanlar, en çok ve en az faul yapanlar, topla en çok ve en az oynayanlar, en çok ve en az gol atanlar, en çok ve en az korner ve taç atışı kullananlar ve daha pek çok istatistik, bu matrisi oluşturan noktaların belli yönelişleri olduğunu gösterecektir.

Gözlemci, daha yakın ölçekten yaptığı gözlemlerle bir takım rehber ilkeler çıkartır.

Daha sonra gözlemci, dikkatini kendisiyle beraber matrisi incelemekte olan diğer gözlemcilere çevirir. Bu gözlemciler sevinmekte, heyecanlanmakta, öfkelenmekte, coşkunluk, umut ve umutsuzluk hissetmektedir. Gözlemci, seyircileri güdüleyen motivasyon unsurlarının neler olduğunu merak eder ve bu duyguların zaman içindeki değişiminin kural ve rehber ilkelerini çıkartır.

Gözlemci, yaptığı bütün bu gözlemlerin sonucunda elde ettiği verilere dayanarak daha sonraki gözlemlere yönelik tahminler yapmaya başlar.

Bazı tahminler mükemmele yakındır: Karmaşık sistemin başlangıcı ile bitişi arasında geçen süre yaklaşık 110 dakikadır (devre arası ve uzatmalar dahil); ancak bu bile mükemmel bir tahmin değildir, çünkü bazı özel durumlarda sistemin etkin olduğu süre 140-150 dakikaya kadar uzamaktadır (eliminasyon sistemine göre oynanan maçlarda eşitliğin bozulmaması halinde).

Bazı tahminler hiç gerçekleşmez. Örneğin gözlemci, kalecilerin gol atacağı tahmini yaparsa (çünkü buna benzer başka gözlemler, nadiren de olsa yapılmıştır) bu tahmin büyük ihtimalle gerçekleşmeyecektir. Hakemin gol atacağına yönelik bir tahmin ise asla gerçekleşmez. Diğer taraftan belli oyuncuların gol atacağına yönelik bir tahmin hiç de fena bir tahmin değildir. (Gözlemcinin, bu oyuncuların hangileri olabileceğini tahmin etmek için geçmiş verilere bakması yeterlidir.)

Gözlemci hem gözlem sayısını arttırarak, hem de karmaşık sistemin dinamiğini oluşturan daha ayrıntılı kural ve rehber ilkeler geliştirerek daha yüksek olasılıklı tahminler yapabilir, ya da en azından tahminlerini sürekli güncelleyerek hatalı tahminleri elimine edebilir. Örneğin maçın hemen başında iki oyuncusu kırmızı kartla ihraç edilmiş bir takımın maçı kazanma ihtimali çok azalmıştır.

Gözlemci bu sistemi gözlemekten sıkılır; sınırları ve ölçeği belli bir karmaşık sistemin alanı içine hapsolmak istemez. Aylarca gözlemlediğine benzer başka karmaşık sistemler de vardır ve bu karmaşık sistemlerin bileşkesi, daha da karmaşık ve daha da büyüleyici bir sistem oluşturmaktadır. Çok daha uzaklarda bir yerlerden bilet alır. Şimdi ilk gözlemlerini yaptığı sistem (futbol maçı) 26 noktalık bir matris değil, başka bir matrisin içindeki küçük bir nokta olarak görünmektedir. Gözlemci, bu noktanın (tıpkı diğer noktalar gibi), içinde hareket ettiği karmaşık sistemin sınırları dahilinde bir hareketi olduğu fark eder. Yeni kurallar ve rehber ilkeler keşfetmeye, bu yeni keşiflerini tahminlerle sınamaya çalışır. Sistem karmaşıklaştıkça, tahminlerdeki kesinliğin azaldığını gözlemler. Ancak kesinlik ne kadar azalırsa azalsın, sürekli güncellenen, dinamik bir yöntemle incelendiği sürece, her karmaşık sistemin belli olasılıklar içinde öngörülebileceği sonucuna varır. Çünkü gözlemci, bunca gözleminin sonucunda öğrenmiştir ki, ölçek küçülse de, büyüse de aslolan, davranış yasaları ile oluşan kalıptır.

Peki kalıp nedir?

Bu soruyu sorduğu andan itibaren, gözlemci için yeni bir zihinsel yolculuk başlamıştır.

Reklamlar