Sosyonomik Görünüm | Eylül – 2015 (2)

“2007-08 krizi sadece iki sene sürmüş, yangın, helikopterlerle trilyonlarca $ saçılarak durdurulabilmişti. Ancak para miktarı büyüdükçe kumarhanede pey miktarı da büyüdü. Kumarhanede rulet dönmeye devam ediyor; trilyonlarca dolar her gün el değiştiriyor, büyük servetler kazanılıyor, kaybediliyor.”

Reklamlar


Edebiyat sadece (belli estetik kurallara göre) hikaye etmek değil, aynı zamanda karakter yaratma işidir. Shakespeare’in Hamlet’i, Shylock’u, Stendhal’in Julien Sorel’i, Gonçarov’un Oblomov’u, Charlot Bronte’nin Jane Eyre’i, Gustave Flaubert’in Madam Bovary’si, Dostoyevski’nin Raskolnikov’u, Karamazov kardeşleri, Smerdyakov’u, Jane Austen’in Emma’sı, Elizabeth Bennett’i, Tolstoy’un Dmitri İvanoviç Nekhlyudov’u, Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’u, Herman Melville’in Kaptan Ahab’ı, Scott Fitzgerald’ın Jay Gatsby’si, Kafka’nın Josef K’sı, Gregor Samsa’sı, Yaşar Kemal’in İnce Memed’i dünya edebiyatının unutulmaz karakterlerindendir. Edebiyat dünyasının bu unutulmaz karakterleri vasıtasıyla anlatılan tarihsel dönemi daha yakından tanırız. O çağın insanlarının nasıl yaşadıklarını, içinde yaşadıkları toplumla nasıl ilişkiye geçtiklerini, mekanı nasıl kullandıklarını öğreniriz. Ancak bundan çok daha önemlisi, bütün bu karakterlerin vicdani, ahlaki değerleri nasıl oluşturduklarını, yaşam deneyimlerini nasıl yorumladıklarını, kendilerini, çevrelerini, dünyayı nasıl ve ne yönde etkilediklerini öğreniriz. Bu kahramanların arasında bir sabah uyandığında böceğe dönüşen, tembellikten yatağından çıkamayan, yeniden doğan, babasını öldüren, bir balinanın peşinde okyanuslar aşan vardır. Yazarlar yarattıkları karakterlerle sonraki kuşakların dünyasını, insani değerlerini etkiler, ölümsüzleşirler.

Günümüzde çarpıcı roman karakterlerinin sayısı hızla azalıyor. Onların yerini sinema dünyasının karakterleri alıyor. Bu yeni kahramanların çoğu sür-reel. Neredeyse tamamına yakını, izleyenleri ezecek ölçüde (ve muhtemelen zihinsel olarak ezme amacıyla yaratılmış) güçlü, doğa üstü yeteneklere sahip süper-kahramanlar. Kendisiyle vicdani, ahlaki hesaplaşmaya gideni olmayan, daha çok eğlendirmeye, vakit öldürmeye yönelik bir televizyon-sinema-internet dünyasının içinde yaşayıp gidiyoruz.

Büyük edebiyatçılarımız olmayınca, çağımız insanını betimleyecek ürünler bulmakta zorlanıyoruz. Yüz yüze, ya da uzaktan ilişki kurduğumuz insanların dünyasında neler olup bittiğini kavramak giderek daha da güçleşiyor. Ancak,  birdenbire toplumların belleklerinde yer eden önemli bir gelişme oluyor ve büyük romanlara konu olabilecek ölçüde grotesk insanların yaşadığı bir çağın içinden geçtiğimizi anlıyoruz.

Yedi sene önce Eylül ayında ABD tarihinin en önemli finansal olaylarından biri yaşandı; 600 milyar dolarlık bir varlığa sahip olan Lehman Brothers iflas etti. Lehman Brothers’ın iflası, 2007 yılının son aylarından beri devam etmekte olan finansal krizin en ciddi paniğini tetikledi. Bütün finansal varlıklar, dünyanın dört bir yanında panikle satıldı. 2009 yılının Mart ayına kadar devam eden krizde sayısız finansal kuruluş olağanüstü boyutlarda zarar etti, iflas etti. Dünyanın her yerinde yüz binlerce insan işini kaybetti.

1929 borsa çöküşü ve bu çöküşü takip eden Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en büyük finansal/ekonomik krizde kazananlar da vardı. Bunlardan bir kısmı, ABD emlak piyasasında bir köpük oluştuğunu görmüş, köpüğün yakın zamanda patlayacağını öngörerek çoğunluğun aksine pozisyon almıştı. Michael Lewis Büyük Açık, Kıyamet Çarkının İçinde (The Big Short: Inside the Doomsday Machine) isimli kitabında mortgage krizinden kazançla çıkan bir grup insanın öyküsünü anlatır. Mortgage kredi temerrüt swap’larında kısa pozisyon açarak büyük kazanç elde eden bu insanların her birinin kişiliğinde bir tuhaflık olduğunu görürüz; genellikle de toplumla uyumsuz, içine kapanık insanlardır.

Michael-BurryKitapta öyküsü anlatılanlardan biri Michael Burry. Burry’ye (ve oğluna) bir tür otistik spektrum bozukluğu olan Asperger Sendromu tanısı konmuş. Asperger Sendromu’nun en önemli özelliği sosyal ve bilişsel bozukluklara neden olması. AS tanısı konmuş insanlar diğer insanlarla ilişki kurmakta büyük zorluk çekiyor ve kurabildikleri ilişkiler de hep tek taraflı oluyor. AS’liler diğer insanlarla empati kuramıyorlar; en önemli özellikleri de özel ve dar ilgi alanlarına sahip olmaları.

Sahip olduğu bu özellikler Michael Burry’yi 2008 finansal krizinde olağanüstü bir kazanca götürüyor. Burry, kriz yılında 550 milyon $’lık bir fonla 720 milyon $’ın üzerinde kazanç sağlıyor. Ancak AS’le yaşamak kolay değil, Michael Burry bir e-mail’inde şöyle diyor:

Doğru anlatabilecek miyim bilmiyorum – terapist anlattığında daha iyi anlaşılıyor. Neyse, eğer toplumun sosyal çalışmalarına entegre olmakta muazzam zorluk çeken, çoğunlukla yanlış anlaşıldığını, hafife alındığını düşünen ve yalnız bir insansanız, egonuzu klasik anlamda onaran bir şeylere yoğun bir ilgi duyduğunuzu göreceksiniz. Asperger sendromlu çocuklar ilgi duydukları bir konuya çoğunlukla akranlarının çok üzerinde bir hızla muazzam odaklanabilir ve bu konudaki bilgilerini artırabilirler. Bu ego güçlenmesi Aspergerli çocuklara çok sık yaşamadıkları, tabi eğer yaşıyorlarsa, büyük bir rahatlık sağlar. İlgi alanı bu güçlendirmeyi sağladığı sürece değişiklik tehlikesi çok azdır. Fakat ilgi alanında bir zorlukla karşılaşıldığı veya kişi ilgisini kaybettiğinde olumsuzluk, özellikle başka insanlardan geldiğinde çok yoğun bir biçimde hissedilebilir. Böylesi bir durumda ilgi alanı Aspergerli kişinin kaçmaya çalıştığı -başkalarının yaşattığı aşikar eziyet, yanlış anlaşılma, dışlanma – her şeye benzemeye başlayabilir. Ve Aspergerli kişi egosunu onarmak ve korumak için bir başka ilgi alanı bulmak zorunda kalır.” (Büyük Açık: Kıyamet Çarkının İçinde, Scala Yayıncılık, 1. Baskı, S.296)

Burry her ne kadar bir avantaja dönüştürmüş olsa da AS, kolay baş edilebilecek bir bozukluk değil. Burry mortgage krizi başlamadan aylar önce pozisyon tutmaya başlamış ve pozisyonu büyük kazançlar sağlayana kadar çok acı çekmiş. Örneğin kriz patlak vermeden 7-8 ay önce, 2007 başlarında bir e-postada şöyle yazmış: “Bu iş, yaşamın önemli bir kısmını öldürüyor. Ne var ki neyi öldürdüğünü tespit edemedim. Fakat içimde yaşamsal bir şey ölüyor. Bunu hissedebiliyorum.” Burry’nin riskli pozisyonu tarihin en büyük krizlerinden biri ile ödüllendirilmeseydi, ya da kriz -diyelim ki – bir sene sonra patlak verse ve Burry o zamana kadar pozisyonunu sürdüremeseydi, Burry’nin kaderi ne yönde değişirdi acaba? İçinde “yaşamsal bir şey öldüğüne” göre, belki de Burry’nin öyküsü mutlu sonla değil, intiharla sona ererdi.

Tom-HayesKrizin patlak verdiği günlerde, dünyanın başka bir yerindeki başka bir Aspergerli’nin de talihi yaver gidiyordu. Thomas William Alexander Hayes [1. Tom Hayes’in öyküsünü Bloomberg Business’te yayımlanan Was Tom Hayes Running the Biggest Financial Conspiracy in History isimli yazıdan alıntıladım.] çocukluğunu Londra’nın batısında yer alan Hammersmith bölgesinde geçirmiş. Hayes ilkokul çağındayken ebeveynleri boşanmış. Hayes diğer çocuklarla arkadaşlık kurmakta hep zorlanmış. Asperger sendromunun bir sonucu olarak takıntılı ve asosyal bir çocukluk geçirdikten sonra, annesi yeniden evlenince Winchester’a taşınmış. Nottingham Üniversite’sinde öğrenim gördüğü yıllarda kimseyle doğru düzgün arkadaşlık kuramamış; yaz tatillerinde arkadaşları tatile giderken, o saati 2.70£ karşılığında bulaşık yıkamış. O yıllarda Asperger sendromunun sonucu olan bir özelliği öne çıkmaya başlamış: Hayes rakamlara kelimelerden daha fazla ilgi duymuş. Daha iyi para kazanmak amacıyla İsviçreli finans kuruluşu UBS‘de staj yapmış, 2001 yılında mezun olduktan sonra da Royal Bank of Scotland’da faiz türevleri bölümünde stajyer olarak işe başlamış. Hayes’in AS’li özellikleri burada da öne çıkmış; iş arkadaşlarının hedonist yaşam tarzının aksine Hayes akşam iş çıkışlarında uslu uslu sıcak çikolatasını yudumlamış. Arkadaşları ona Yağmur Adam [2.1988 yılında çevrilen Rain man (Yağmur Adam) isimli filmde Dustin Hoffman, unutulmaz bir performansla bir otistiği canlandırmıştı.] adını takmış. Hayes henüz 21 yaşında adım attığı finans dünyasında daha sonraki yaşamını kökten değiştirecek temel ilkeyi bu ortamda öğrenmiş: “Sen yeter ki para kazan, arkası muhakkak gelecektir.”

Hayes takıntılı Aspergerli[3. Bloomberg Business’deki yazıda Hayes’e Asperger tanısının 2015 yılında, 35 yaşında iken konduğu yazıyor.] kişiliğinin de yardımıyla deliler gibi finans kitapları okumaya başlamış. Günler, geceler boyu piyasalar, opsiyonlar, fiyatlama modelleri, faiz eğrileri gibi konularda kitaplar okumuş. Bu arada SMS’lerle, e-postalarla sürekli yazışarak broker’larla ilişki kurmaya başlamış, geniş bir ağ oluşturmuş. Swap piyasasının 2000 yılındaki senelik 20 trilyon $ seviyesinden, 2010 yılındaki senelik 500 trilyon $ seviyesine gelişi göz önüne alındığında Hayes’in henüz 21 yaşında nasıl bir ortamın içine girdiği daha iyi anlaşılabilir.

Hayes 2004 yılında yen türev piyasasında işlem yapmaya başlamış. Sayılara olan aşırı ilgisi, takıntılı, asosyal kişiliği, kısa zamanda piyasa işleyişindeki açıkları görmesini sağlamış. Bir taraftan çok sık ve çok riskli pozisyonlar alarak sürekli işlem yaparken, diğer taraftan da Libor oranlarının tespit edilmesindeki zaafı keşfetmiş. O yıllarda Tokyo’ya taşınmış ve ağırlıklı olarak Libor türevlerini alıp satmaya başlamış. Libor, Hayes için “ekmek kapısı” olmuş. Alıp sattığı her şey Libor ile ilişkili olduğu için Libor’u takıntı haline getirmiş.

Londra’daki bankalar her gün, muhtelif kurlar üzerinden borçlanma maliyetinin, muhtelif sürelerde ne olabileceği ile ilgili görüşlerini Britanya Bankalar Birliği‘ne (BBA) iletir. Katılımcı bankalar tarafından bildirilen faiz oranları basit bir işleme tabi tutulur ve Libor oranları bu şekilde belirlenir.

Hayes, “ekmek teknesini” daha karlı bir şekilde çevirebilmek için, bireyler tarafından, tahmine dayalı olarak belirlenen Libor oranlarını manipüle etmeye karar vermiş. Broker ağı sayesinde, BBA’ya tahminlerini ileten bankacılarla dolaylı yoldan ilişkiler kurmuş; onlara, kendi pozisyonuna uygun tahminler iletmeleri için “red edemeyecekleri” cazip teklifler sunmuş. Böylece, Hayes’in pozisyonları için kritik öneme sahip ¥ Libor’u, Hayes’in istediği seviyelerde belirlenmeye başlamış.

2008 Eylül’ünde Lehman’ın batışı, diğer binlerce trader gibi, Hayes’i de ters pozisyonda bırakmış; ancak Hayes broker ağı sayesinde ¥ Libor’una müdahale edebildiği için, kendi pozisyonunu zarardan koruyabilmiş, hatta ciddi miktarda kazanç da elde etmiş.

Hayes, krizin patlak verdiği dönemde ¥ Libor seviyesini manipüle edebilmek için 470.000£ civarında para dağıtmak zorunda kalmış. Bloomberg Business’de yayımlanan yazıda, “son bir yüzyılın en büyük krizinin zirvesinde kendi pozisyonunu koruyabilmek için Libor sistemini manipüle edebiliyorsa, görünürde yapabileceklerinin hiç bir sınırı yoktu” deniyor.

Başarısı elbette gözlerden kaçmamış ve 2008 yaz aylarında Goldman Sachs Hayes’e 3 milyon $ imza bonusu karşılığında iş teklif etmiş, ancak Hayes bu teklifi geri çevirmiş. Bir yıl sonra aynı teklif Citigroup’ta trader olarak çalışan Chris Cecere’den gelmiş. Hayes bu teklifi kabul ederek 3 milyon $’a imza atmış. Ancak bu, Hayes için felakete giden yolun başlangıcı olmuş. Aşırı özgüveni ve empati kuramama özelliğiyle Hayes CitiGroup’a geçtikten sonra baltayı taşa vurmuş. Nakit yönetimi müdürü Thursfield’a hiç çekinmeden Libor oranının manipülasyonunda yardımcı olmasını teklif etmiş. Eski zaman adamı olan Thursfield bu teklifi hoşnutsuzlukla karşılamış ve Hayes’in gözetim altında tutulmasını istemiş.

Aynı tarihlerde, dünyanın dört bir yanında finansal enkazın muhasebesi çıkartılmaktaydı. Krizin, mortgage piyasasındaki köpüğün patlamasıyla tetiklendiği biliniyordu. Ancak kriz derinleştikçe ortalığa sayısız pislik saçılmıştı. İflaslar ve zarar devasa boyutlara ulaşmıştı ve günah keçileri aranıyordu. Amerika’da soruşturmalar başlamıştı; bunlardan biri de Libor soruşturmasıydı.

Libor soruşturması derinleştikçe, Hayes’in manipülasyonları birer birer ortaya çıkmaya başlamış. Citi, kendisini kurtarabilmek için Hayes’i kovmaya karar vermiş. İşten atıldığı kendisine bildirildiğinde Hayes’in cevabı şu olmuş: “Sessiz sedasız gitmem için bana ödemeyi düşündüğünüz rakam nedir?” Hayes’e bir rakam ödenmemiş, ancak Citi’ye girerken aldığı 3 milyon $ geri istenmemiş.

İşini kaybeden Hayes, 2011 yılında evlenmiş ve Londra yakınlarında, 6 odalı eski bir binayı (mortgage’sız) peşin ödeme yaparak 1.2 milyon £ karşılığında satın almış. Sonraki günler soruşturma kapsamında ifade vererek geçmiş. Soruşturma derinleştikçe Hayes’in ceza alma ihtimalinin arttığını gören avukatı, ağır ABD yasalarından kurtulabilmek için, itirafçı olarak Birleşik Krallık yasalarından yararlanmayı teklif etmiş. Hayes de teklifi kabul etmiş. Böylece itiraf süreci başlamış.

Birleşik Krallık yasalarına göre yürütülen soruşturma süreci, Hayes’in Aspergerli kişiliğini hırpaladıkça kendisini bir çıkmazın içinde hisseden Hayes, finans piyasalarında edindiği kumarbaz yanının da zorlamasıyla hayatının en riskli kararını vermiş ve suçsuz olduğunu beyan ederek ifade değiştireceğini bildirmiş. [4. plead Not Guilty to all Counts]

Hayes’in yeniden başlayan ve 12 kişilik jüri önünde yürütülen mahkeme süreci, istediği gibi gitmemiş ve bu yılın Mayıs ayında Hayes, “beyaz yakalı suçlular için öngörülen en ağır cezaya” çarptırılmış: 14 yıl hapis.

Hayes’in mahkemedeki son sözleri çok çarpıcı:

Benim işim yeryüzündeki en kötü işi idi. Öyle ki, bu iş sizin bir köprüden atlamanıza neden olabilirdi. İşe her gittiğinizde kendinizi fiziksel olarak hasta hissedersiniz. Ancak mevcut durumumla ilgili en kötü şey, hiç trade edemiyor olmamdır. Hala piyasa, finansal piyasa takıntılıyım ve eski işimi çok, çok, çok özlüyorum. Eski kariyerimi o kadar çok özlüyorum ki … O iş ve o kariyer, benim kişiliğimin en önemli parçasıydı.

İşte böyle …

Sadece Hayes değil, ona Libor manipülasyonunda yardım etme iddiasıyla altı broker da suçlu bulunmuş. Yaklaşık bir düzine şirket kapatılmış, milyarlarca $ tutan ağır para cezalarına çarptırılmış. 100’den fazla trader ve broker kovulmuş.

Bloomberg Business’de Hayes’in öyküsü bu şekilde anlatılıyor. Elbette trilyonlarca dolarlık Libor piyasasını Hayes ve bir kaç broker’ın manipüle ettiği düşünülemez. Hayes muhtemelen sadece bir günah keçisi.

2007-08 krizi sadece iki sene sürmüş, yangın, helikopterlerle trilyonlarca $ saçılarak durdurulabilmişti. Ancak para miktarı büyüdükçe kumarhanede pey miktarı da büyüdü. Kumarhanede rulet dönmeye devam ediyor; trilyonlarca dolar her gün el değiştiriyor, büyük servetler kazanılıyor, kaybediliyor. Başka Hayes’ler, başka manipülasyonlarla gemilerini yüzdürmeye çalışıyorlar.

Hayes’e geri dönersek… Bu, kimseyle empati kuramayan, takıntılı, asosyal genç adam en az büyük edebiyatçıların roman ya da öykü kahramanları kadar ilginç ve bir o kadar da grotesk.

Thomas William Alexander Hayes’e daha dikkatli bakın …

İçinde yaşadığımız bu piyasalaşmış dünyada, Hayes gibi, her gün – şu veya bu yolla – talihini sınayan on binlerce grotesk insanı – belki de kendinizi – göreceksiniz.

Kitapların Michael Burry gibilerinin “başarılarını” yazdığına bakarak aldanmayın, çok büyük çoğunluğun kaderi Hayes’in kaderine benziyor.

 

Dipnotlar: