Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (1)

A.J. Frost 1977 yılında -günümüzde de dünyanın en saygın teknik analistler birliği olan Market Technicians Association‘da Elliott dalgaları ile ilgili bir konuşma yapar. Elliott Dalga Prensibi o yıllarda, içerdiği zor teknikler nedeniyle teknik analistler arasında gözden düşmüş, uzun yıllardır unutulmuş bir piyasa yaklaşımıydı. Frost’un konuşması -özellikle de piyasalara yönelik derin bir umutsuzluğun olduğu o dönemde etkileyiciydi, ancak konuşma özellikle genç bir Merrill Lynch analisti olan, Yale mezunu Robert Prechter‘ı etkilemişti. Prechter, hemen Frost’la tanıştı ve ve sohbetleri esnasında piyasa yaklaşımlarının çok benzer olduğunu fark ettiler. Frost mesleki kariyerinin ilk yıllarını muhasebeci olarak geçirmiş, Ulusal Sermaye komisyonunda çalışırken gelir vergisi konusunda önemli kararlara imza atmış, iki üniversite konseyi ve sayısız Kanada şirketinde görev yapmıştı. 1960 yılında tanıştığı ve ortaklık kurduğu Hamilton Bolton Frost’a Elliot dalgalarını tanıtmış, Bolton’ın 1967’de ölümünden sonra Frost, Elliott Dalgaları konusunda iki önemli Ek (supplement) kaleme almıştı.

TheElliottWavePrincipleBöylece temel yaklaşımı hiç değişmeksizin Dalga Prensibi Elliott’tan Collins’e, Collins’ten Bolton’a, Bolton’dan Frost’a ve Frost’tan Prechter’a aktarıldı. Prechter, Ralph Nelson Elliott’ın çoktan unutulmuş kitaplarını milli kütüphanede araştırdı ve 1978 yılında Frost’la beraber Elliott Wave Principle isimli kitabı yayınladı. Bu kitapta Ralph Nelson Elliott’ın Dalga Prensibi -ufak tefek düzeltmelerle beraber- yeniden duyuruluyordu. (Kitabın daha sonraki yıllarda yapılan baskılarına Prechter’ın 1980’lerdeki analiz ve tahminleri de eklendi.)

Prechter 1979 yılında Merril Lynch’teki görevinden ayrıldı ve (günümüzde hala yayımlanan) Elliott Wave Theorist isimli bülteni çıkartmaya başladı.

Böylece uzun yıllar boyunca unutulmuş ve Charles Collins, Hamilton Bolton, Richard Russell, A.J. Frost gibi çok az sayıdaki Elliottisyenin dünyasına hapsolmuş Dalga Prensibi yeniden canlanıyor, tahminlerdeki olağanüstü şaşırtıcı isabet nedeniyle yeniden analistlerin gözde analiz metodu oluyordu.

Elliott Dalga Prensibi kütüphanelerin tozlu raflarından çıkartılıp analiz dünyasına bütün ihtişamıyla geri dönerken arka planda olan bitene de kısaca göz atalım:

1970’lerin ortaları, 1960’larda SSCB ile ABD arasında yaşanan Uzay Yarışı’nın hız kaybettiği bir dönemdi. Sovyetler uzaya ilk hayvanı ve insanı çıkartmış, Amerikalılar da aya ayak basan ilk ulus olma onurunu kazanmıştı. Ancak Uzay Yarışı her iki ülkeyi de yormuş, uzun bir ekonomik/bilimsel gerileme dönemine girilmişti. Amerika’nın Vietnam macerası hüsranla sonuçlanmış, büyük kamuoyu tepkisiyle ordu küçük ve önemsiz bir tarım ülkesi olan Vietnam’dan geri çekilmek zorunda kalmıştı. ABD Asya’nın bu geri kalmış ülkesinden yenilgi ile çekilirken, Sovyetler’in 1979 yılında Afganistan’ı işgali ikinci bir travma yaratmış, Soğuk Savaş’ın iki süper gücünden biri olan ABD’nin Asya hakimiyetini diğer süper güç olan Sovyetler Birliği’ne kaptırmakta olduğuna dair bir duygu hakim olmuştu. 1963 yılında ABD tarihinin en sevilen başkanlarından biri olan John F. Kennedy’nin suikasta uğraması ile ABD tarihinin en sevilmeyen başkanlarından biri olan Richard Nixon’ın Watergate skandalı ile 1974 yılı arasında Beyaz Saray’a yönelik güven azaldıkça azalmış, Gerald Ford ve Jimy Carter’ın başkanlık dönemleri de güveni tesis etmeye yetmemişti. Yükselen petrol fiyatları enflasyonu körüklemiş, Amerika halkı “Ortadoğu şeyhlerinin elinde oyuncağa döndükleri” biçiminde bir duyguya kapılmaya başlamıştı.

1970’lerde pop trendler aşırılıklara savruluyordu. Korku sineması altın çağını yaşıyor, sinema tarihinin “en korkunç” filmleri birbiri ardından gösterime giriyordu. Ekonomik, politik ve psikolojik yönleriyle sistem sorgulanıyor, “minimalist” yaşam tarzları yaygınlaşıyordu. 1970’lerin başındaki uyuşturucu kültürü geride kalmıştı, buna karşılık binlerce Amerikalı genç huzuru bulabilmek için Katmandu’nun yolunu tutmuştu. “Gelecek Yok” sloganı ile Punk ortaya çıkmış, geleneksel kalıplara meydan okuyarak gençler arasında yaygınlaşmaya başlamıştı.

Toplumun bütün kesimlerine müthiş bir umutsuzluk, geleceğe dönük inançsızlık ve sisteme yönelik öfke egemen olmuştu. İşte bu arka planda Amerika borsaları 1974 yılının sonlarında dibe vurdu. 1974-76 arasında tepki verdi, daha sonraki 6 sene boyunca yatay seyretmeye başladı.

Yeni kurulan Nasdaq borsası, işlemlere 50 şirketin hisse senetleri ile başlamıştı, ancak ilgi görmüyordu. Amiral gemisi Dow Jones Sanayi Endeksi 1966 yılında zirve yapmış, 1973, 1976 ve 1981 yıllarında bu zirveyi geçmeyi denemiş, ancak başarılı olamamıştı. 1982 yılına kadar geçilemeyen 1000 seviyesi borsa çevrelerinde Magic 1000 olarak anılmaya başlamıştı. “Ne oluyorsa oluyor”, 1000 seviyesine gelindiğinde borsalar çok sert satışlarla geriliyordu.

Robert Prechter’ın Elliott Dalga Prensibi’ni keşfetmesinin ilk sonucu, Magic 1000 seviyesinin neden geçilemediğinin yanıtının dalga dinamiğinde olduğunu öğrenmesiydi. Bir rastgelelik değil, “doğanın kanunu” işliyor, Dow Jones Sanayi Endeksi 1000 seviyesini bu nedenle geçemiyordu. Prechter, kendisinden önceki analistlerin çalışmalarını inceledikçe aydınlandı.

DJI_1929-82

Ralph Nelson Elliott 1929-1942 dönemini incelemiş, 1932 dibinin Supercycle dereceli bir dip olduğu sonucuna vararak, en az 70 yıl sürecek devasa bir boğa piyasasının başladığı tahmininde bulunmuştu.

TheElliottWaveWritingsRalph Nelson Elliott’ın ölümünden hemen sonra başlayan yükseliş dönemi tam da teoride tarif edilen beş dalgalık bir yükselişti. Dalga Prensibi’nin bütün kurallarına ve rehber ilkelerine uygun, tam da Ralph Nelson Elliott’ın formüle ettiği biçimde bir yükseliş yaşanmış ve  kalıp 1965 sonunda tamamlanmıştı. Daha sonraki yıllarda Robert Prechter’ın editörlüğünü yaptığı The Elliott Wave Writings of A.J. Frost and Richard Russell isimli kitap, 1960’lardan 1970’lerin sonuna kadar Elliottisyenlerin analizlerini içerir. Bu kitaptan öğrendiğimize göre, Hamilton Bolton’la A.J. Frost arasındaki mektuplaşmalarda 1965 zirvesi çok net bir şekilde tespit edilmiş. Frost 1967 yılında yazdığı A Supplement to The Elliott Wave Principle of Stock Market Behavior başlıklı 50 sayfalık raporda uzun bir ekonomik durgunluk dönemine girilmekte olduğu tespitini yapıyor ve Dow Jones Sanayi Endeksi’nin 1973-74 dönemine kadar düşüş dalgası içinde olacağını, son dibin (o dönemde Küba krizi dibi olarak tabir edilen) 1962 dibi civarında (535 seviyesi) görüleceğini, bu seviyenin altına inişin beklenmemesi gerektiğini söylüyor. Frost 1967 yılında bu tahmini yaptığında borsa endeksi 850-900 bölgesinde ve henüz ufukta bir kriz görünmüyor.

Frost bu mükemmel tahmini yaparken Elliott Dalga Prensibi’nin şu temel ilkelerini kullanıyor: 1)Yükseliş dalgası beş dalgalık kalıbını tamamladıktan sonra üç (kalıp üçgense beş) dalgalık bir düzeltme kalıbı oluşur. 2) II no’lu dalga zigzag yapıdaysa, IV no’lu dalga yassı ya da üçgen kalıpta oluşur. 3) II no’lu dalga %62 geri alış yaptıysa, IV no’lu dalga %38 (ya da %50) geri alış yapar. 4) Bir önceki yükseliş dalgasının alt-dereceli [5] no’lu dalgasının tamamı genellikle geri verilir. 5) IV no’lu dalga genellikle I-III trend çizgisinin II dibine çizilen paraleli üzerinde oluşur. (I-III / II-IV kanalı)

Her gün milyarlarca dolarlık işlemin yapıldığı Dow Jones Sanayi Endeksi işte tam da 1940’lı yıllarda Ralph Nelson Elliott’ın öngördüğü biçimde ilerlemiş, 1974 yılında tam da A.J. Frost’un öngördüğü yılda, öngördüğü seviyede genişleyen üçgen kalıbını tamamlamıştı. Sonraki yıllarda endeks 1974 dibinden yeniden Magic 1000‘e yükselmiş ve bir gerilemenin ardından bu direnci beşinci kez denemişti. Çok açık ve net bir şekilde bu dalgalar V olarak etiketlenecek yeni bir yükseliş dalgasına aitti ve borsa en az on yıl sürecek büyük bir yükselişe hazırlanıyordu.

Elliott, Bolton, Frost ve Russell’dan sonra sıra Harvard psikoloji mezunu, genç Merril Lynch çalışanı Robert Prechter’ındı.

Prechter 1930’ların Büyük Buhran’ından 1970’lerin petrol krizine kadar kusursuz bir Elliott kalıbıyla yükselmiş olan Dow Jones Sanayi Endeksi’nin kalıbı tamamlamak üzere yükselişe devam edeceğine yönelik büyük bir özgüvenle 1982 Eylül ayında finans dünyasına duyurur:

Dalganın şu ana kadarki karmaşık bölünmesi (subdivision) Cycle V’in çok uzun sürecek bir boğa piyasası olacağını gösteriyor. Bu dalga sadece (4) ve [4] olarak etiketlenecek düzeltmelerde (geçici) duraklamalar yapacak. Zirve ideal olarak 2860’da  oluşacak.

Prechter o güne kadar hiç görülmemiş bir seviyenin görüleceğini tahmin etmekle kalmıyor, bu dalganın başladığını ve çok yakın zamanda 15 yıldır geçemediği 1000 direncini kıracağını söylüyor. Ancak Prechter’ın kafasını karıştıran bir unsur var: Dalga Prensibi’nin Eşitlik ilkesine göre ideal zaman hedefi 1987 sonu ve ideal fiyat hedefi de 2860. Ancak dalganın 1974-1982 arasındaki yapısı bu seviyelerin “çok yakın” olduğuna işaret ediyor. Yükselişin çok daha uzun sürmesi ve çok daha yukarılara gitmesi gerek.

Bir şeyler yanlış gidiyor, ama ne?

Robert Prechter Elliott analizleri içinde derin düşüncelere dalmışken 1980 yılında yapılan ABD başkanlık seçimini, ikinci sınıf kovboy filmlerinin aktörü Ronald Reagan kazanır. ABD tarihinin en yaşlı başkanı olarak Beyaz Saray’a çıkan Reagan’ın seçim kampanyasındaki vaatleri vergileri düşürmek, devletin ekonomik müdahalelerine son vermek, güçlü bir savunma sistemi kurmak ve “utançla geçen 1970’lerin ardından” Amerika’nın özgüvenini yeniden tesis etmektir.

Aynı yıllarda Atlantik’in diğer yakasında bir başka muhafazakar, Margaret Thatcher Birleşik Krallık’ta oldukça radikal politikalar uyguluyordu.  Taşralı muhafazakar Margaret Thatcher ile kovboy eskisi ihtiyar Ronald Reagan, dünya tarihinde yepyeni bir dönemi açmak üzere Batı blokunun iki büyük ülkesinde yönetime gelmişti. Aynı yıllarda Doğu Blok’unun süper gücü Sovyetler Birliği’nin yönetiminde Komünist Partisi Genel Sekreteri sıfatıyla “madalya tutkunu” hasta ve yaşlı Leonid Brejnev vardı.  Afganistan’ı işgal ederek stratejik gücünü Asya’ya doğru genişleten tutucu Sovyet polit bürosu Batı’daki gelişmeleri kayıtsızlıkla izliyordu. Dünya tarihinde yepyeni bir sayfa açılırken Brejnev ülkeyi yönetemeyecek kadar hastaydı, ancak tutucu Sovyet polit büro yöneticileri bir iç karışıklığı göze almak istemiyor, sağlık durumu iyice ağırlaşan Brejnev’in ölmesini bekliyorlardı. Brejnev 10 Kasım 1982 günü öldü. Aynı günlerde Dow Jones Sanayi Endeksi 15 yıldır kıramadığı 1000 direncini bir kez daha denedi. Direncin kırılma vakti gelmişti.

Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (2)

Reklamlar

4 thoughts on “Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (1)”

  1. İlginç bir yazı olacak gibi.Ben teknik analizden anlamam ama tarih ve ekonomiyle beraber teknik analiz zevkli olacak.2.bölümü bekliyoruz.

    Beğen

Yorumlar kapalı.