Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (4)

Bu yazıyla beraber Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (1) , Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (2) ve Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (3) başlıklı yazıların da okunmasını tavsiye ederim.

1990’lı yıllarda neler olduğunu (teknik olarak) anlamak için 1940’lara geri dönmemiz gerekiyor.

1942 yılının ortalarındayız. Amerika’da büyük heyecan ve öfke yaratan Pearl Harbor saldırısı bir kaç ay önce gerçekleşmiş, ABD müttefiklerin yanında savaşa girmiştir. Artık savaş daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.

70’li yaşlarına adım atan Ralph Nelson Elliott’ın The Wave Principle kitabı ABD finans çevrelerinde büyük ilgi görmüş, Elliott, Financial World dergisi için makaleler yazmaktadır. Dalga Prensibi, her ne kadar finans dünyasına duyurulmuş olsa da, henüz bebeklik çağında bir teoridir ve Elliott o yıllarda yoğun bir şekilde şu iki grafiği incelemektedir:

DJI-DJT1929-42

Grafikler üzerindeki etiketler, bugün Elliott analistleri tarafından genel kabul görmüş sayımları gösteriyor. Ancak o yıllarda grafiklere bakan Ralph Nelson Elliott’ın kafası oldukça karışık….

Ralph Nelson Elliott, 1929 zirvelerinin Supercycle dereceli olduğunu biliyor. 1932 diplerinin de, bir düzeltme dalgasının en derin dipleri olduğunun farkında. Ancak iki grafik arasında belirgin bir uyumsuzluk var. Sanayi Endeksi 1932 dibinden çok net bir yükseliş dalgası ile dönerken, Taşıma Endeksi aynı kararlılığı gösteremiyor. Sanayi Endeksi’nin 1932-1937 yükselişi sık geri dönüşlerle gerçekleşen tereddütlü bir dalga. Sanayi Endeksi’nin tipik ve kolayca sayılan beş dalgada itkisel kalıpla yükseldiğini görüyoruz. Taşıma Endeksi’nin yükselişi ise itkisel değil.

1940’ların başında finans çevrelerinde Dalga Prensibi değil ama Dow Teorisi daha yaygın biliniyor. Hamilton Bolton, yıllar sonra A.J. Frost’a Elliott Dalgaları’nı tanıtırken şöyle diyecek: “Dow Teorisi’ni bilen her 20 kişiye karşılık, Elliott Dalga Prensibi’ni işitmiş olan bir kişi vardır.” R.N. Elliott da Dow Teorisi’nin takipçilerinden biri ve Sanayi Endeksi ile Taşıma Endeksi arasındaki bu tip uyumsuzlukların teyitsizlik (non-confirmation) olduğunu biliyor. Başka bir deyişle, Dow Teorisi’ne göre büyük boğa piyasası henüz başlamadı. Ancak Elliott, 1932 diplerinin aşağıya geçilmesini beklemiyor. Bu durumda grafikleri nasıl etiketlemeli acaba?

R.N. Elliott o yıllarda özellikle Sanayi Endeksi üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor ve ilginç bir şekilde kendi kurallarına aykırı olarak 1932-37 yükselişini itkisel olarak (beş dalga) saymıyor ve 1932-1942 dönemini ısrarla üçgen saymaya çalışıyor. Elliott’ın bu takıntısının nedenini bilmiyoruz. Çünkü nereden bakılırsa bakılsın, 1932-1942 döneminde Sanayi Endeksi’nde oluşan kalıp bir üçgen değil. Oysa Taşıma Endeksi’nde oluşan kalıp, üçgenin sınırlarını oluşturan çizgilerin birbirine aşırı yaklaşması ve Cycle c dalgasının oldukça nadir görülen genişleyen yassı kalıbı dikkate alınmazsa, tipik bir üçgen. Belki de Elliott’ın kafasını Dow Teorisi ve Taşıma Endeksi’nin üçgen kalıbı karıştırıyor… Bilmiyoruz.

Tabi bir de Ralph Nelson Elliott’ın kendi yaşam süresinde şahit olduklarını göz önüne almamız gerekiyor: Elliott, Supercycle dereceli coşkun bir dalganın zirvesine, bu zirveden Supercycle IV olarak çöküşüne, insanlık tarihinin en büyük ekonomik buhranına ve insanlık tarihinin en gaddar savaşına tanıklık ediyor. Böylesine olağan dışı bir dönemde insanlık tarihinin en önemli (ve on yıllar boyunca en anlaşılmaz kalacak) keşiflerinden birini yapıyor. Yıllar sonra A.J. Frost, 1960’larda kaleme aldığı yayımlanmamış bir makalesinde bu dönemin insanlık tarihi bakımından ne kadar önemli bir dönem olduğuna dikkat çekiyor ve dönemin dikkat çekici olaylarını şöyle sıralıyor:

  1. 1929’un coşkun yatırımcı psikolojisi
  2. İlk düşüş dalgasının ardından gelen hacimli 1929 Kasım-1930 Nisan tepkisi
  3. Dünyanın her yerinde depresyon
  4. ABD tarihinde en uzun süre başkanlık yapan Roosevelt’in seçilmesi (1933)
  5. Büyük Buhran yıllarında bankacılık faaliyetlerine ara verilmesi. (bank holiday)
  6. Roosevelt’in Büyük Buhranı aşmak için uygulamaya soktuğu New Deal
  7. Borsanın (çöküş nedeniyle) işlemlere kapatılması
  8. Amerika’nın Altın Standardı’ndan vaz geçmesi
  9. ABD Doları’nın devalüe edilmesi
  10. Hitler’in Renanya’yı işgali
  11. İspanya’da devrim
  12. Avusturya’nın işgal edilmesi
  13. Münih
  14. II. Dünya Savaşı’nın başlaması
  15. Fransa’nın işgal edilmesi
  16. Dunkirk
  17. Pearl Harbor

(The Elliott Wave Writings of A.J. Frost & Richard Russell, edited by Robert Prechter)

Her biri tarihsel önemde bu kadar çok olayın yaşandığı bir dönemde gözlem yapmak, hele ki bu gözlemlerin sonucunda tutarlı bir teori üretmek elbette kolay değil.

DJI-DJT1929-48.png

Ölümünden önce Ralph Nelson Elliott’ın incelediği grafiklerde gördüğü son kalıplar bunlar ve Elliott hala bu dalgaları üçgen sayma eğiliminde; çünkü hem kalıplar çok netleşmedi, hem de Dow Teorisi’ne göre büyük boğa piyasasının teyidi gelmedi.

Ancak Elliott bir şeye emin: En az 70 yıl sürecek Supercycle dereceli bir boğa piyasası filizleniyor ve bu dalga “2012 yılından önce bitmeyecek“. Elliott bu tahmini 1948’de değil, 1942’de yapıyor. O yıllarda henüz dünya savaşı bitmemiş ve savaşın kaderi meçhul. ABD Büyük Buhran’dan çıkmaya çalışıyor ve bir süper güç olmaktan çok uzak görünüyor. Not edilmesinde yarar var.

Zamanı tekrar hızlı bir şekilde ileriye sarıyor ve 2016 yılından geriye doğru bakıyoruz:

DJI1900-2016.png

Dow Jones Sanayi Endeksi’nde 1995-96’ya kadar Elliott Dalga Prensibi’ne çok uygun seyreden kalıplar, bu tarihten sonra normal seyrinin dışına çıkıyor. Çok uzun yıllar boyunca kanalın (ki bu kanal Supercycle dereceli bir dalgaya aittir) dışına taşıyor (yatırım çılgınlığı sinyalidir), 2008 krizinde kanalın içine gerilediği halde, bir kez daha kanal dışına savruluyor. Böylece Cycle V etiketi koyacağımız zirve bir türlü oluşmuyor. Neden?

DJt1928-2016

Oysa Dow Jones Taşıma Endeksi’ne baktığımızda hiç bir anormallikle karşılaşmıyoruz. 1942 dibine etiketlediğimiz Supercycle dereceli üçgenden çıkışta, 1970 yılına kadar kolayca sayılan beş dalga, 1970’lerde Cycle II olarak etiketlenen bir düzeltme, 2000 zirvesine kadar uzun bir III, 2000-2009 arasında yassı kalıplı bir IV ve 2009’dan beri, bittiğinde  V olarak etiketlenecek son dalga. (Buraya bir not daha düşelim: FTSE ve Dax endekslerinde de 2009 yılından beri Cycle V olarak etiketlenecek dalgaların ilerlediğini görüyoruz.)

Dow Jones Sanayi Endeksi’nde 1996-97’den sonraki dönemde (ya da belki de 1932-1942 yılları arasında) dalga prensibinden sapma gösteren dinamik nasıl izah edilebilir?

Ralph Nelson Elliott 1938 yılında The Wave Principle kitabını yayımladığında dalga prensibinin sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi için şu beş koşulun sağlanması gerektiğini söylemişti:

  1. Yüksek halka açıklık oranları
  2. Alıcı ve satıcının (aracılar vasıtasıyla) kısa zamanda işlem yapabilecekleri bir piyasa
  3. Güvenilir ve şeffaf işlem ve kayıtlar
  4. Şirketlere dair yeterli istatistiksel kaydın mevcudiyeti
  5. Dalgaların bütün derecelerde incelenebilmesi için düzenli tutulmuş günlük düşük, yüksek kayıtları

Elliott yeterli derinliğe sahip, şeffaf, güvenilir ve düzenli piyasalar için yapılacak analizlerin güvenli olacağını söylemişti. Bu tip piyasalarda yapılan işlemler, bu piyasalarda işlem yapan kitlelerin duygusal iniş çıkışlarını, dolayısıyla dalgaları gösterecekti. Bu ifadeyi tersten okursak, Elliott dalgaları fiyat hareketini değil (çünkü sığ ve güvenilmez bir piyasada da fiyat hareketi vardır), bu piyasalarda kitlesel bir etkileşim içinde duygularını ifade eden kalabalıkların davranış dinamiğini gösterir.(Ve elbette kitlesel davranış dinamiğinin tek izdüşüm alanı finansal piyasalar değildir. Ancak kısa sürede, ölçülebilir ve düzenli veri en yoğun olarak finansal piyasalarda üretildiği için, kitlesel davranış dinamiğini en iyi, finans piyasaları gösterir.)

Pek çok Elliottisyen, yukarıda sıralanan koşulları, piyasa derinliğinin azaldığı durumlarda, ideal kalıplardan sapmalar olacağı biçiminde okurlar. Peki, ya piyasa katılımcılarının mislilerce arttığı bir piyasada neler olur?

Dow Jones Sanayi Endeksi, (ABD borsa endekslerinin amiral gemisi olduğu için) Wall Street’te işlem yapan bir kitlenin ruh hali değişimlerini gösterir. Bu kitle:

  1. 1990’lardan sonra oluşan yeni “küresel düzende” artan sayıda finans oyuncusu ile
  2. Wall Street’in “dahi” finansçılarının icat ettiği kaldıraçlı türev ürünleri ile
  3. Ürünlerin birbirleriyle birleştirilmesi sayesinde
  4. Amerikan merkez bankasının her yıl daha da artan doğrudan parasal müdahaleleriyle

kuvvetlenmiş ve sayısal olarak artmıştır. Böylece yeryüzünün diğer coğrafyalarında kabarmakta olan olumlu ruh hali, risk iştahı, finansal coşku, zengin olma motivasyonu Wall Street’e “ithal edilmiştir”. Bu, dalga kalıplarını “ideal” biçimlerinden saptıran bir force majeur kabul edilebilir. Nitekim, dalga kalıpları 1996-97’den sonra oldukça amorf bir hale dönüşmüş, bu da muhtelif Elliott analistleri arasında tartışmalara neden olmuştur. (Dalgaların amorf biçimlerini ve Elliott dünyasındaki tartışmaların bir kısmını Elliott Dalga Prensibi isimli kitabımda özetledim.)

Prechter ve Frost’un hatası, kitlesel ruh halinin tek göstergesi olarak Dow Jones Sanayi Endeksi’ni almaları, diğer bütün gelişmeleri ve finans dünyasında gerçekleşen “inovasyonları” ihmal etmeleriydi. Prechter, 2000’lerin başlarında all the same market (bütün piyasalar tek piyasadır) teorisini geliştirdi ve bu “birleşik” piyasa davranışını ölçebileceği bir endeks geliştirmeye çalıştı. Ancak bu, sanıldığı kadar kolay değildi.

“Kitlesel ruh halinin” olumsuzluğa doğru seyretmediğini gösteren pek çok gösterge vardı: 1990’ların başına kadar küçük, (nispeten) sığ ve güvenilmez Nasdaq borsasındaki anormal coşkun ruh hali ve ABD uzun vadeli tahvillerine oluk oluk akan parada ifadesini bulan “olumlu ruh hali”.

TYX-TNX1977-2016

1970’lerin sonlarında 30 ve 10 yıllık tahvil faizlerinde Omuz Baş formasyonları oluşmuştu. 1980’lerin başında formasyon boyunları kırıldı ve faizler hızla düşmeye başladı. 1987 coşkunluğunda faiz düşüşleri ölçüm hedeflerine ulaşmıştı. Kara Pazartesi’de faizler yeniden sıçradı. Ancak bu sıçrama kalıcı bir trende dönüşmedi. Aradan geçen 30 yılda faiz düşüşleri, düzgün bir kanalın içinde devam etti. Amerikan varlıklarına yönelik kitlesel ruh hali, 2007-08 çöküşünde bile değişmedi. Amerika’nın “ithal ettiği” küresel iyimserlik, tarihsel ölçekli idi. 1940’lı yıllarda grafiklere bakan Ralph Nelson Elliott, bu tarihsel iyimserliği Supercycle derecede etiketlemekteydi.

İki soruya henüz yanıt bulamadık. Bunlardan ilki, Elliott dünyasını çok uzun yıllar meşgul eden 1929-194? üçgeni meselesi … Ben kişisel olarak, Elliott’ın bu dönemi hatalı etiketlediğini düşünüyorum. DJI endeksinde 1932, DJT endeksinde 1942 yıllarında son dipler görüldü. Dolayısıyla iki endekste farklı diplere Supercycle (IV) etiketleri koymak gerekiyor. Supercycle V’in finalinde de benzer bir teyitsizlik (non-confirmation) göreceğimizi (belki de çoktan gördüğümüzü) tahmin ediyorum. Bence DJT beş dalgalık kalıbını henüz tamamlamadı. DJI 2000 yılında tamamlamış, o tarihten beri de genişleyen ve düzensiz tepe oluşturan bir kalıbın içinde hareket ediyor olabilir. Üzerine çok konuşulacak, tartışılacak bir konudur. Burada kesmekte yarar görüyorum. (Bir sonraki yazıda, sosyonomik bağlamda değineceğim.)

İkinci sorunun yanıtını bir sonraki yazıya bırakıyorum: Sosyonomik bir bakış açısına göre, 1990’ların başında ABD’nin (ve dünya kapitalizminin) değil de, SSCB’nin (ve dünya sosyalizminin) çöküşü nasıl izah edilebilir?

İpucunu bu yazıda verdim bile … Gene de bu yazı serisini tamamlayacak son yazıda uzun uzadıya tartışmak gerekir diye düşünüyorum.

Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (5)

Reklamlar

1 thought on “Sosyonomik Görünüm | Mart – 2016 (4)”

Yorumlar kapatıldı.