Geçmişten Geleceğe İnsan ve Aletleri -1

“Dünyanın her yerine yayılırken Homo Sapiens’in en önemli silahı vücudunun bir uzvu gibi kullandığı aletleriydi. Aletleri sayesinde pençesiz kollarının, zayıf çene kemiğinin, çelimsiz bacaklarının dezavantajını kapattı, gelişen beyni sayesinde avantaj kazandı.”

Reklamlar

Günümüzden yaklaşık 200,000 yıl önce yeryüzünde önemli bir iklim değişimi oldu. Yaklaşık 2,5 milyon yıl süren Pleistosen Çağı‘nın sondan bir önceki buzullaşma döneminde, doğal seçilim baskısı altındaki türlerin pek çoğu yok olurken, Afrika kıtasında yaşamakta olan atalarımız değişen iklim koşullarına evrimsel tepkisini verdi ve varlığını sürdürdü; bu tepki, daha akıllı ve uyumlu bir türe evrimleşme, Homo Sapiens’in ortaya çıkışıydı. Türlerin sayısında azalma, aynı zamanda besin kaynaklarının azalması anlamına geliyordu. Atalarımız bu sorunun üstesinden, özellikle de büyük ve proteince zengin hayvanları avlama teknikleri geliştirerek geldiler. Çelimsiz ve zayıf bir tür olan Homo Sapiens’in, büyük hayvanları avlayabilmesi için aletlere ve işbirliğine ihtiyacı vardı.

Homo_erectusHomo Sapiens’in ataları, yaklaşık 2,6 milyon yıldır taştan yapılmış aletler kullanmayı biliyorlardı. Bu ilk aletler, Homo Sapiens’in evrimine uzanan çizgide çok önemliydi, ancak bir zeka sıçramasının belirtisi kabul edilmekten uzaktı. Yaklaşık 1.8 milyon yıl önce Homo Sapiens’in atası Homo Erectus daha gelişmiş aletler geliştirdi; üstelik bu aletleri kullandıktan sonra bırakmıyor, yanında taşıyordu. Bu, insanın evriminde önemli bir aşamaydı, çünkü aletini yanında taşıyan Homo Erectus, onu bedeninin bir parçası haline getiriyordu. Alet kullanımının Homo Erectus’un evriminde bir kaç türlü etkisi oldu: Birincisi beslenme alışkanlıkları değişti; daha verimli bir sindirim sayesinde beyin boyutları büyüdü. İkincisi alet kullanımı kültürel gelişimin önünü açtı. Kısa sürede Homo Erectus nüfusu arttı. Homo Erectus’un -yerini yeni insan türlerine bırakmak üzere- yaklaşık 250,000 yıl önce soyunun tükendiği varsayılıyor.

İlk aletler genellikle taştan yapılma kesici, delici aletler ve çekiçlerden ibaretti. Homo Erectus’un aletleri çok yavaş değişmiş, daha yakın zamanlarda baltalar, daha büyük kesici aletler kullanılmaya başlamıştı.

Doğal seçilim baskısı altında ortaya çıkan Homo Sapiens’in aletleri, Homo Erectus’un aletlerine göre çok daha gelişmişti ve aynı zamanda çok önemli bir kültürel sıçramayı gösteriyordu. Homo Sapiens’in alet envanteri, mızraklar, iğneler, tığlar, kazmalar ve öncekilere göre çok daha gelişmiş bıçaklar ve baltalardan oluşuyordu.

Homo Sapiens’in beyni, kendisinden öncekilere göre çok daha büyüktü. Topluluklar halinde yaşıyor ve ateşi kullanmayı biliyordu. Yaklaşık 164,000 yıl önce kabuklu deniz hayvanlarını toplamaya ve pişirerek yemeye başladı. 90,000 yıl önce balık tutmak için aletler geliştirdi.

Homo Sapiens, günümüzden 70,000 yıl önce Doğu Afrika’dan çıktı ve Arap yarımadasına doğru yayıldı. 60,000 yıl önce Asya’ya, 45,000 yıl önce Avrupa’ya ve Avustralya’ya, son buzul çağında buzlarla kaplanan Bering boğazından geçerek 14,000 yıl önce de Amerika’ya ulaştı. Böylece Homo Sapiens, kısa sayılabilecek bir zaman içinde yeryüzündeki tüm karalara yayılmış oldu.

Dünyanın her yerine yayılırken Homo Sapiens’in en önemli silahı vücudunun bir uzvu gibi kullandığı aletleriydi. Aletleri sayesinde pençesiz kollarının, zayıf çene kemiğinin, çelimsiz bacaklarının dezavantajını kapattı, gelişen beyni sayesinde avantaj kazandı.

Homo Sapiens dünyanın dört bir yanına yayılırken, diğer türler için felaketi de beraberinde götürüyordu. Protein deposu pek çok iri hayvan türü kısa zamanda ortadan kalktı. Diğer pek çok hayvan türü de yaşam alanları istilaya uğradığı için yok oldu, ya da yok olmanın eşiğine geldi.

Altamira

Yaklaşık 39,000 yıl öncesine tarihlenen Altxerri ve 36,000 yıl öncesine tarihlenen Altamira mağara resimlerinde hayvan figürleri ve av sahneleri, Homo Sapiens’in kültürel evrimi ile ilgili önemli ipuçları veriyor. Mağara resimleri atalarımızın soyutlama, sanat, din gibi kavramlar ve sıradan bir avcı türün ötesinde bilişsel yetenekler geliştirdiklerini gösteriyor.

Günümüzden yaklaşık 10,000 yıl önce daha temel bir değişiklik oldu. Dünyanın iklimi daha ılımanlaştı, son buzullar da çekildi ve Pleistosen Çağı sona erdi, Holosen Çağı başladı. İnsan toplulukları yerleşik düzene geçti ve pek çok hayvan türünü evcilleştirdi. Böylece Homo Sapiens’in hem araçları çeşitlendi, hem de bedensel gücünden yararlanabileceği hayvanlar sayesinde içinde yaşadığı doğal çevreye müdahale olanakları arttı. Yerleşik düzene geçtikten sonra insanın aletleri ile beraber bilişsel evrimi de hızlandı.

narmer-palette-both-sides_med

Üzerinde hiyeroglif olan en eski arkeolojik bulgu M.Ö. 31. yüzyıla tarihlenen Narmer Paleti‘dir. Narmer Paleti, günümüzden en az 5,000 yıl önce yazının keşfedildiğinin en önemli kanıtıdır. Paletin üzerinde pek çok hayvan figürü ve ellerinde oldukça gelişmiş araçlar tutan insan figürleri görürüz. Palette anlatılan hikayenin Aşağı ve Yukarı Mısır’ın birleşmesi olduğu kabul ediliyor. Palet aynı zamanda insanın diğer insanlara karşı alet kullanarak üstünlük sağladığını da gösteriyor.

Hemen hemen aynı tarihlerde Mezopotamya’da Sümerler de yazıyı bulmuş, kil tabletler üzerine olayları ve hikayeleri kaydediyorlardı.

Yerleşik düzene geçtikten sonra çeşitlenen ve büyük bir gelişme kaydeden aletler, aynı zamanda insanlar arasında yeni ilişkilerin de ortaya çıkmasına neden oldu. Narmer paletinde bir eliyle diz çökmüş adamın saçını kavrayan, diğer eliyle adama vurmak üzere asasını havaya kaldırmış bir insan figürü görüyoruz. Adamın kafasındaki başlık, onun Yukarı Mısır’ın kralı olduğunu gösteriyor. Paletin diğer yüzünde (muhtemelen) aynı kral bu kez Aşağı Mısır’ı simgeleyen başlıkla resmediliyor. Kralın maiyetini oluşturan diğer figürlerin hepsi kralın yanında cüce gibi kalıyor. Narmer paleti, en erken M.Ö. 31. yüzyıl gibi bir zamanda insan kitlelerinin aletlerini birbirlerine karşı kullandıklarını ve eşitsiz ilişkilerin ortaya çıktığını gösteriyor. Şiddete dayalı ilişkiler, günümüzden yaklaşık 100,000 yıl önce yeryüzünde yaşayan ve sayısı en az altı olan diğer insan türlerinin soyunun neden tükendiğini de açıklıyor olabilir.

Daha sonraki bütün dönemlerde silahlar, iktidarın, üstünlüğün ve egemenliğin bir sembolü olarak kullanılacak. Günümüzde bile pek çok ülkenin bayrağında yer alan kılıçlar, ülkenin kurucu atalarının heykellerindeki silahlar ve gösterişli ulusal gün kutlamaları hep insanların birbirlerine karşı kullandığı bu araca gönderme yapmaktadır.

İnsan toplulukları (yazının bundan sonrasında Homo Sapiens yerine insan sözcüğünü kullanacağım) yerleşik düzene geçtikten sonra, topluluğu oluşturan bireyler kendilerinden önceki nesillerden farklı roller üstlenmeye başladılar. Muhtemelen avcı-toplayıcı dönemde de belli bir işbölümü vardı, ancak tarım topluluklarında işbölümü daha da yaygınlaştı ve gelişti.

Her ne kadar John Zerzan gibi anarko-primist düşünürler ve Yuval Noah Harari gibi bazı tarihçiler tarıma geçişi bir “ilerleme” kabul etmeseler de Neolitik Devrim insanın tarihindeki en önemli sıçramalardan biriydi. İnsanın aletleri daha da gelişmekle kalmadı, aynı zamanda insan topluluklarını oluşturan bireylerin birbirlerine karşı konumları da ciddi bir değişime uğradı.

Narmer plakasında bir eliyle rakibini saçından yakalarken, diğer eliyle kafasına vurmak üzere asasını havaya kaldırmış olan kral, aynı zamanda kazananların kaybedenleri köleleştirdiklerini de haber veriyordu. Plakanın arka yüzünde kralın yarısı boydaki maiyeti ise kaybedenlerden oluşuyordu. Kazananlar kaybedenleri alet envanterlerinin bir parçası haline dönüştürdüler. Böylece aletler, onları kullanan insanlar ve aletlerin çalışması için güç kaynağı olarak hayvanlar topluca ilk makineleri oluşturdular. Avcı-toplayıcı döneme göre daha da karmaşıklaşmış olan bu insan-hayvan-alet karışımı yarı organik makineler, oldukça verimsiz, bu verimsiz makineler üzerindeki mülkiyet ilişkisi de oldukça acımasızdı.İnsan topluluklarını oluşturan bazı bireyler, topluluğu oluşturan diğer bireyleri güç ve şiddet kullanarak çalıştırıyor, hem bu bireyler, hem de aletler ve hayvanlar vasıtasıyla üretilenler üzerinde mülkiyet iddiasında bulunuyorlardı.

Farklı roller üstlenen bireylerden oluşan toplumların düzenini sağlamak üzere yazı, hukuk, sanat, eğitim gibi yeni kavramlar geliştirildi. Bu kavramlar insan topluluklarının kültürel evrimini daha da hızlandırdı.

Topluluklar büyüdükçe daha fazla ürün elde etmek üzere daha fazla alete, insana ve hayvana ihtiyaç duyuldu. İhtiyaç insan toplulukları arasındaki çatışmayı arttırdı. Daha güçlü savaş aletlerine sahip olan topluluklar daha büyük avantaj elde ettiler. İnsan-hayvan-alet kombinasyonlarından oluşan savaş makineleri yüzyıllar boyunca daha da gelişti, karmaşıklaştı.

Savaş teknolojileri geliştikçe büyük yıkımların da önü açıldı. Yerleşik düzene geçmiş topluluklar, yerleşik düzene geçememiş toplulukların tehdidi altında kaldı. Yüzyıllar boyunca imparatorluklar, krallıklar, sultanlıklar kuruldu, yıkıldı.

Ortaçağın sonlarında yeni bir ilişki türü yaygınlaşmaya başladı. Bu ilişkinin bir tarafında -genellikle insan-hayvan-alet kombinasyonu içinde kendisi de yer alan – bir sermaye sahibi, diğer tarafında emeği bu sermaye sahibi tarafından satın alınanlar yer aldı. Emeğini ücret karşılığında satanlar, insan-hayvan-alet bileşimi makinenin bir parçası olarak işlev görmekle beraber bu makinelere sahip olanların mülkü değillerdi. Emeklerini sadece üretim süreci boyunca kiralıyorlar, istedikleri zaman da bu ilişkiden kopabiliyorlardı. Tiyatro kumpanyası, sirk topluluğu, bazı küçük imalat atölyeleri ve mevsimlik işçiliğe dayalı tarımsal üretimde görülen bu ilişki tarzı oldukça gevşekti ve yaygınlaşacakmış gibi görünmüyordu.

18. yüzyılda insanlık tarihinin ikinci büyük devrimi gerçekleşti. İskoç mucit James Watt‘ın buhar gücü ile çalışan bir makine geliştirmesi ile tetiklenen Sanayi Devrimi, insanın tarihinde yeni bir sayfa açtı. Daha önceki yüzyıllarda cereyan eden din savaşlarında kiliseye ait mülkü talan ederek sermaye oluşturan ve ücretli emek çalıştıran yeni bir sınıf ortaya çıkmıştı. Watt makinesi ile bu sınıfın biriktirdiği sermaye sayesinde daha fazla ücretli emek kiralandıkça daha büyük fabrikalar kuruldu, üretim kapasitesi öncekine göre mislilerce arttı.

industrial_rev

Britanya adasında bir yüzyılın içinde milyonlarca insan tarımdan koptu, fabrikalara aktı. Sanayi Devrimi kısa zamanda önce kara Avrupasına, daha sonra Amerika, Japonya ve Avustralya’ya doğru yayıldı. 19. yüzyıl biterken Neolitik Devrim’den sonra oluşan insan-hayvan-alet üçlüsünden hayvan çıkmıştı.

Tarım toplumundan Sanayi toplumuna geçiş sancısız olmadı. Britanya’da proleterleşen milyonlarca insan beden bütünlüklerini, sağlıklarını kaybetme pahasına, öldüresiye çalıştırıldı. En ağır işlerde ucuz olduğu için kadın ve çocuk emeği kullanıldı. Büyük bir kalabalık, ücret pazarlığında kullanılmak üzere sefalet koşullarında yaşamak üzere yedekte tutuldu. Kara Avrupasında yeni düzen yerleşene kadar isyanlar, devrimler, savaşlar birbirini izledi. Amerika’da kanlı bir iç savaşta 600,000’den fazla insan öldü, bir o kadarı sakat kaldı. Japonya, feodal köklerinden kopmak üzere, samurayların isyan ve direnişine rağmen Meiji restorasyonu olarak bilinen radikal dönüşüm programını uygulamak zorunda kaldı. Sanayileşmede diğer ülkelere göre çok geç kalan Rusya, devrim, kıtlık, isyanlar, iç savaş ve Rusya’ya benzer şekilde Çin, devrim, iç savaş, Kültür Devrimi gibi aşamalardan geçti.

İki yüzyıl içinde devrimler, iç ve dış savaşlar, soykırımlar, katliamlar, kıtlık, hastalık salgınları gibi nedenlerle 200 milyon civarında insan öldü.

20. yüzyılın sonlarına gelindiğinde insanlık tarihinde yepyeni bir çağı açacak yeni bir devrim filizlenmeye başladı.

Geçmişten Geleceğe İnsan ve Aletleri – 2

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s