Kediler ve Dalgalar-XII

Bir önceki yazıda tarihçi Ian Morris’in Dünyaya Neden Batı Hükmediyor isimli kitabında öne sürdüğü, yeryüzündeki insan uygarlığının geleceği ile ilgili iki uç senaryodan bahsetmiştim: Nightfall veya Singularity.

Nightfall, (insanlığı en az bir kaç yüzyıl geriye götürecek) dramatik bir teknolojik çöküşe, Singularity ise teknolojinin mevcut ivme ile hızlanarak devamına işaret ediyor. Elbette bu iki uç senaryo arasındaki olasılıklar da geçerli; bir kaç yüzyıl sürecek bir teknolojik durgunluk ya da Nightfall ölçeğinde olmasa da, daha ılımlı bir teknolojik gerileme ve daha minimalist bir yaşam biçimine geçiş. Uygarlığımızın nereye doğru gitmekte olduğu ile ilgili tahminler yürütmeden önce, mevcudun bir fotoğrafını çekmek gerekiyor. 2016 senesi 2017 senesine bağlanırken görünen şu:

  1. ABD’de Beyaz Saray’a Donald Trump çıkarken şöyle bir Amerika devralıyor: Dünyanın en iyi 50 üniversitesinin yarısından bir fazlası (26) ABD’de. Yeryüzündeki hisse senedi borsalarının toplam piyasa değerinin %40’ından fazlası ABD hisse senedi borsalarında. Askeri güç bakımından birinci, 4805 nükleer başlıklı füze ile Rusya’nın önünde. Toplam (nominal) dünya GSYiH’sının %25’ine sahip. Yıllık 39 milyar doların üzerindeki harcama ile, yeryüzündeki toplam uzay araştırma harcamalarının yarısını tek başına yapan bir ülke. Donald Trump, bütün yaşamı emlak sektöründeki yatırımlarla geçmiş, 70 yaşında, ikinci bir dil bilmeyen, İngilizce’yi de sokak diline yakın vurgularla konuşan, 4.5 milyar Dolar serveti ile dünyanın en zengin 156. adamı. Rakibi Hillary Clinton’dan 3 milyona yakın daha az oy alarak, Rus hacker’ların müdahalesi ile seçildiği iddia edilen, seçimi kazandığı anlaşıldığı anda Kanada’nın göçmenlik işlemleri yürüten web sitelerinin aşırı yoğunluktan kilitlendiği, seçim kampanyası boyunca kullandığı söylemle ırkçılık, ayrımcılık, cinsiyetçilik yaptığı için topa tutulan, serbest ticarete karşı olduğunu söyleyerek küresel dengeleri bozacağının sinyalini veren Trump 2017’den 2020’lere uzanan tarih kesiti için en büyük belirsizliği oluşturuyor.
  2. 2014 sonunda düşen petrol fiyatları ve Batı’nın ambargosu nedeniyle çok zor durumda olduğu, hatta çökmek üzere olduğu iddia edilen Rusya’nın devlet başkanı Vladimir Putin, Forbes tarafından 2016 yılının en güçlü insanı seçildi. Avrupa’nın zayıf karnı, aşırı sağcı partilere ve otoriter liderlere verdiği açık destekle Batı kuşatmasını zayıflatma stratejisini başarıyla uygulayan Putin, Suriye’de Esad yönetimine yardımları ile iç savaşın da gidişatını değiştirmiş görünüyor.
  3. 2008 ekonomik krizinden sonra finansal sorunlarla uğraşan Avrupa Birliği, Britanya’da düzenlenen referandumdan ayrılma kararı çıktıktan sonra daha da zayıfladı. Avrupa’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki uçurum derinleşiyor, Almanya’nın birlik içindeki etkinliği ve gücü daha da artıyor.
  4. Çin’in 2007 yılında %14’e kadar yükselen yıllık büyüme rakamı düzenli bir şekilde azalıyor. 2015’de %7’nin altına gerileyen büyüme rakamının 2016’da %6.7 civarında olması bekleniyor. Donald Trump’ın Çin’le ticareti küçülteceğine dair söylemleri pratikte gerçekleşmese bile, üretim fazlası krizi yaşamamak için Çin’in kapasite sınırlamasına yönelmesi bile 2020’ye kadar yıllık büyümeyi %5’in altına çekebilir.
  5. Ortadoğu’da Arap Baharı’nın başladığı 2010’un sonundan beri devam eden kaos sürüyor. 2016’da Suudi Arabistan’ın tarihinde ilk kez borçlanmaya giderek 17,5 milyar dolarlık tahvil ihraç etmesi, tarihin en büyük tahvil ihraçlarından biri oldu.
  6. Brezilya’da devlet başkanı Dilma Rousseff’in görevden alınması, Venezuella’da derinleşen ekonomik kriz, Kolombiya’da on yıllardır devam eden savaşı bitirerek barışın önünü açmak üzere düzenlenen referandumda hayır kararı çıkması, Küba’da Fidel Castro’nun ölümü, 21. yüzyılın ilk on beş yılını sakin geçiren Latin Amerika’nın da yakında ısınacağını gösteriyor.
  7. On yıllardır ekonomik durgunluktan çıkamayan, devasa bir kamu borcu taşıyan Japonya, toplumsal olarak da krizde. Japonya’da nüfus azalıyor.
  8. Dünyanın kaynaklarını hızla tüketmeye devam ediyoruz.2016temperature Dünya Limit Aşım Günü geçen sene 13 Ağustos idi, bu sene 8 Ağustos’a geriledi. Başka bir deyişle, doğal bütçemizi yılın bitimine yaklaşık 5 ay kala tükettik. Dünyanın ısınması ve iklim değişimi süreci devam ediyor. 2016 yılı son bir yüzyılın en sıcak yılı olarak kayıtlara geçti. Türlerin yok oluşu devam ediyor. 2020’ye kadar vahşi yaşamın üçte iki ölçeğinde ortadan kalkacağı tahmini yapılıyor. İklim değişimine bağlı doğal afetlerin faturası hızla büyüyor; sadece ABD’de aşırı hava koşullarının geçen on senede maliyeti 67 milyar Dolar düzeyinde ve bu rakam katlanarak artıyor.
  9. Önümüzdeki 30 yıl içinde robotların mevcut işlerin çoğunu devralması ve gelişmiş ülkelerde mevcut mesleklerin üçte ikisinin insanlardan robotlara geçmesi bekleniyor.
  10. Bilimsel araştırmaların maliyeti hızla büyüyor. Buna mukabil yeni buluşların sayısı azalıyor. Bilimsel araştırmanın ve bilimsel çalışmaların alanı genişledikçe maliyet de astronomik boyutlara tırmanıyor. Bilimsel ve teknolojik bir üst sınıra ulaşmış olabileceğimize dair kaygılar artıyor.

2017’ye girerken dünyanın durumu genel olarak böyle görünüyor. Genç işsizlikteki artış, göçmenlerin sayısındaki artış, uluslararası terörizm ve durgunlaşan ekonomiler 2017’ye giren dünyamızın diğer sorunları.

Ancak her şeye rağmen tablonun karanlık olduğu düşünülmemeli. Dünyada genel olarak barış hüküm sürüyor, doğumda ortalama yaşam beklentisi artıyor, genel olarak yaşam standartları tarihte hiç olmadığı kadar yüksek, dünyanın belli coğrafyaları hariç aşırı yoksulluk yaşanmıyor ve insan uygarlığı tarihinde ilk kez 10 milyon ve üzerinde, mega-kent denen 35 kenti idare edebiliyor. Birleşmiş Milletler mega-kent sayısının 2030’da 41 olacağını tahmin ediyor.

Fotoğrafı bu şekilde çektikten sonra, 2017’den 2025’e kadar geçecek 8 sene içinde dünyada insan uygarlığını Nightfall‘a götürebilecek ne gibi gelişmeler olabileceğini düşünelim:

  • Ani bir güven kriziyle, trilyonlarca dolarlık finansal piyasalardan biri çökebilir. ABD, ya da Avrupa tahvil piyasasında çöküş, emtia fiyatlarında aşırı oynaklık, türev piyasalarında çöküş, Japonya’da ya da Çin’de yaşanacak bir borç krizi, Batı Avrupa’nın emeklilik fonlarında yaşanacak büyük ölçekli kayıplar, büyük bankalardan birkaçının iflası ile tetiklenecek bir bankacılık krizi,…
  • 2017’de Fransa’da, Almanya’da, Hollanda’da yapılacak seçimlerde aşırı sağın beklenmedik ölçüde yükselişi, Fransa’da başkanlığı Marine Le Pen’in kazanması, Almanya’da siyasi kriz, sonraki yıllarda Fransa, İtalya ya da Hollanda’nın Avrupa Birliği’nden çıkma girişiminde bulunması,…
  • ABD’de Trump yönetiminin Çin’le ticari ve ekonomik ilişkileri sarsacak adımlar atması, vergileri indirme ve genel sağlık politikasında değişiklikler yapma yönündeki adımların sosyal huzursuzlukları arttırması, barışçıl protesto gösterilerinin yağma ve isyana dönüşmesi sonucu iç politikada sertleşme, ırkçılığın yeniden hortlaması, dinsel azınlıklara karşı ayrımcı politikalar ve paramiliter grupların saldırılarının yoğunlaşması,…
  • İngiltere’de Brexit’le beraber Kraliçe Elizabeth sonrasına geçişin sancıları, monarşinin kaldırılması taleplerinin yükselmesi, Britanya monarşisinin peri masallarından sıyrılarak sertleşmesi, siyasal kriz, İskoçya ve İrlanda’nın Birleşik Krallık’tan ayrılması, Londra’nın bir finans merkezi olarak çöküşü,…
  • Putin ve onunla beraber hareket etme eğilimindeki otoriter/sağcı/maço liderlerin demokrasinin alanını daha da daraltma yönünde atacağı adımların doğuracağı toplumsal tepkiler, petrol fiyatlarının yeniden düşüşe geçmesi ile Rusya’nın içine sürükleneceği kaos,…
  • Çin’de büyümenin yavaşlamasının bir durgunluğa dönüşmesi, Çin Komünist Partisi içinde rekabetin artması, ÇKP’de yönetime Çin Yeni Sol hizbinin gelmesi, yolsuzluklar ve kişisel servetlerin artışı ekseninde sert ve kanlı bir hesaplaşmaya gidilmesi, Kültür Devrimi dönemine dönüş, Çin’in parçalanması, …
  • Japonya’da uzadıkça derinleşen ekonomik ve sosyal krizin bir çöküşe dönüşmesi, olası bir yeni deprem/tsunami/radyasyon felaketi ile çöküşün tetiklenmesi, Çin’le yaşanabilecek sıcak askeri temas, …
  • Kuzey ve Güney Kore, Pakistan ve Hindistan, İsrail ve İran arasında yaşanabilecek bir sıcak savaş, nükleer silahların sınırlı da olsa kullanılması,…
  • Ani iklim değişimi nedeniyle yaşanacak bir iklim krizi,  hızla soğuyan Gulf Stream’in durması sonucu yaşanacak bir iklim çöküşü, kuraklık ve seller nedeniyle tetiklenecek daha büyük göç dalgaları, mutasyon geçirerek antibiyotiklere karşı direnç kazanan bakterilerle dünyaya yayılacak bir (veya birden fazla) salgın hastalık, uluslararası sağlık sisteminin çöküşü, …
  • Dünyanın çok yakınından geçecek bir kuyruklu yıldız, ya da daha kötüsü, dünyaya çarpacak bir asteroidin yaratacağı doğal afet, …
  • Dünyada hızla artan eşitsizlik nedeniyle  globalinequality2015 itibarıyla varlıkların yarısına sahip olan %1’in servetindeki artış ve geri kalan %99’un toplam pastadan aldıkları payın küçülmesi sonucu artan sosyal huzursuzluklar, isyanlar, darbeler, devrimler. Yönetimlerin istikrarsızlaşması, yerel komünler, “kurtarılmış bölgeler”, iç savaşlar, toplumsal yapının çöküşü, otoriter rejimlerin sayısının ve gücünün artışı,…
  • Dünya dışı akıllı bir uygarlıkla kurulacak bir temas sonucu yaşanacak kültür şoku, yeryüzündeki dinlerin ve diğer inanç sistemlerinin topyekun çöküşü, değersizlik, önemsizlik, kuralsızlık gibi yaşam kodlarını öne çıkartacak yeni yaşam felsefelerinin yaygınlaşması, …

Liste bu şekilde uzayıp gidiyor. Liste uzadıkça ne kadar kırılgan bir uygarlığa sahip olduğumuz daha iyi görülüyor. Olasılığı ne kadar yüksek ya da düşük olursa olsun, yukarıda sıralanan gelişmelerden herhangi birinin yaşanması, yeryüzünü barış ve huzur içinde tutan, önceki yüzyıllardan farklı olarak çok ağırlıklı bir şekilde teknolojiye dayalı uygarlığımızın ani ve dramatik çöküşüne neden olabilir. Nightfall senaryosu, bu gelişmelerden herhangi birinin yaşanması ile tetiklenebilir ve “gecenin karanlığı” tahminimizden de kısa bir süre içinde dünyamızın üzerine çökebilir.

Bir yılbaşı yazısı için hiç de iç açıcı olmadığının farkındayım. O halde laylaylom bir şarkı ile Kediler ve Dalgalar’ın bu bölümünü kapatalım, bir sonraki bölümde bir de Singularity senaryosuna bakalım.

(Bu yazıyla beraber, Kediler ve Dalgalar – I, Kediler ve Dalgalar – II, Kediler ve Dalgalar – III, Kediler ve Dalgalar – IV,  Kediler ve Dalgalar -VKediler ve Dalgalar-VI, Kediler ve Dalgalar-VII,  Kediler ve Dalgalar-VIII,  Kediler ve Dalgalar-IX,  Kediler ve Dalgalar-X, Kediler ve Dalgalar – XI başlıklı yazıların da okunmasını öneririm.)

Kediler ve Dalgalar – XIII

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s