Fethi Sekin

O güzel atlara binip giden o güzel insanların anısına


fethisekinKan taşını dudağının üzerindeki jilet kesiğine bastırdı. “Off anam, bu sefer epey derin kesmişim” diye söylendi. Bir tıraş bıçağı ile kaç kere tıraş olunur ki? Üç çocuk olunca yirmi kere de olunur” diye geçirdi aklından. Yüzünü yıkadı, karısının dolaptan yeni çıkarttığı mis gibi sabun kokan havluya kurulandı.

Mutfağa geçerek, masanın etrafında oturmuş olan çocuklarını teker teker öptü. Tolunay’a “toplara sert girme, topçu kariyerin daha en başında bitmesin” diye tembihte bulundu gülümseyerek. Dila’nın saçını okşadı, “imtihanın iyi geçsin güzel kızım” diye temennide bulundu. Nisa’yı kucakladı. “Sana boyama kalemleri alacağım, unutmuş değilim küçük hanım” dedi. Ocağın başındaki eşiyle göz göze geldi. “Sana çok mahcubum Rabiam” diye düşündü. İki senedir hep nöbet, hep nöbet… Bir türlü bitmedi ki şu kargaşalık, hep beraber tatile çıkalım… Atlayalım arabaya, çocuklar arkada, biz önde. Güle söyleye Selçuk, Söke üstü ver elini Marmaris, oradan Fethiye, Kaş… Bu yaz inşallah.” Eşi sevgiyle gülümsedi sanki zihninden geçenleri okumuş gibi; okumuş da “sen üzme kendini, önce sağlık olsun da” der gibi.

Servisi beklerken anacığı geldi aklına; gözlerinin önünde eriyip giden anacığı. “Gözün kör olsun kötü hastalık, insanın sevdiğini ne kadar da çabuk alıp götürüyor” diye geçirdi aklından. Gözlerinin ucundaki iki tomurcuk tanesini sildi aceleyle, kimse görmesindi, koskoca adam… “Hay Allah” dedi kendi kendine, “Karabaşın rızkını unuttuk. Neyse yemekhaneden bir şeyler bulup buluştururuz artık. Asıl babamı ne yapacağız. Anam gidince garip kaldı iyice” diye dertlendi. “Allahım, babamı hacca götürmeyi kısmet et yarabbim” diye dua etti. O sırada servis belirdi köşe başında. Kafasını kaldırıp havaya baktı Fethi, “karabulutlar toplanmış, hadi hayırlısı.” Servisin kapısı açıldı; bismillah deyip sağ adımını attı.

Öğle saatlerini biraz geçe göründü Karabaş. Fethi hemen arabaya yöneldi. Yemekhaneden topladığı et ve kemik artıklarını tıkıştırdığı torbayı aldı. “Nerede kaldın evladım” dedi Karabaşın kafasını okşarken, “tamam ayıp ettik, sabah rızkını getirmeyi unuttuk, ama al işte, sana bulamacın en kallavisini getirdim.” Köpek bulamacın içinden çekip çıkarttığı bir kemiği kemirmeye başlarken Fethi’nin içini kötü bir his kapladı; tam da mesai bitimine yakın ters giden bir şeylerin huzursuzluğu…

Derken C kapısı istikametinden büyük bir patlama sesi geldi, ardından silah sesleri. Arkadaşlarının çatışmaya girdiğini fark edince beylik tabancasını çekerek koşmaya başladı. O sırada biraz ileride koşmakta olan saldırganı gördü; kovalamaya başladı. Birdenbire kan Fethi’nin beynine hücum etti. Terör kurbanı olmuş sayısız insan geldi aklına; en son Beşiktaş saldırısında ölen arkadaşları; “gencecik çocuklar, hayatlarının baharında, nasıl kıydınız lan oncacıklara?” Düşünceler beyninden hızla akıp gidiyor, Fethi sıkı sıkıya tuttuğu beylik tabancasıyla saldırganı kovalıyordu: “Kaç can gitti acaba deminki patlamada. Her sabah selamlaştığımız, her akşam birbirimize gülümseyerek ayrıldığımız kaç arkadaşımız, kaç dostumuz?”

Saldırgan, Fethi’nin dostlarının, arkadaşlarının, çocuklarının, karısının, babasının, ülkesinin, geleceğinin üstüne çökmüş bir karabasan olmuş kaçıyordu; çocuklarını okulsuzluğa, eğitimsizliğe, yoksulluğa mahkum etmeye kararlı bir kötülük yumağı kaldırımdan koşarak kaçmaya çalışıyordu. Can havliyle kovalıyordu Fethi, o kötülük yumağını yakalamalıydı. Kendisinin, ailesinin, arkadaşlarının, ülkesinin yüzü gülecekse yakalanmalıydı kötülük ve teslim edilmeliydi adalete. Bir aracın arkasına saklandığını gördü saldırganın, iki eli tabancasını sıkı sıkı kavramış, aracın arka tarafına yöneldiğinde ikinci saldırganı fark etti. Kendisine doğrultulmuş kalaşnikoftan korkmadı, geri adım atmadı. Bastı tetiğe. İlk atışta ıskaladıysa da, ikincide vurdu kalaşnikoflu saldırganı, cevap vermesine fırsat bırakmadan. Üçüncüyü, dördüncüyü sıktı, büzüşüp saklanmaya çalışan ikinci saldırganı vurmaya çalışarak… Vuramadı. Dostlarının, arkadaşlarının, çocuklarının, ülkesinin üstüne çöken felaketi vuramadı. Mermisi bitmişti. Bir an durdu, üstüne atlayıp elleriyle mi yakalasaydı? Ama silahı vardı saldırganın. Çaresiz geri döndü koşmaya başladı. Bir kaç metre koşmuştu ki, birden fişi çekilmiş gibi hissetti ve yüzüstü yere düştü. Vurulmuştu. Yerde yüzüstü yatarken ikinci bir mermi saplandı bedenine. “Vuruldum” diye geçirdi aklından. “Ben kötülüğü yakalayamadım, o beni yakaladı.” Hareket edemiyordu, ama bir anda zihni hızlandı. Yaşadığı her şey hızla akıp gidiyordu zihninden; onu yanaklarından öpen anacığı, okul arkadaşları, polis üniformasını gururla ilk kez giydiği gün, nikah masasında karısıyla yan yana duruşları, sevinç içinde evet deyişleri, çocuklarının doğumu, anacığının kendisine son bakışı, anasının mezarına atılan son kürek toprak, babasının acı dolu gözleri,…” Tüm yaşamı zihninden hızla akıp giderken, yavaş yavaş bilinci karanlığa gömülüyordu. “Ölüyorum, kelime-i şehadet getirmem lazım” diye düşündü. Sevdiklerini düşündü son kez, bilinci kapandı.

Şehrin üstüne akşam çöktüğünde Osmangazi mahallesindeki evinin kapısı çalındı. Dila salon masasının üzerinde boyama defterini boyuyor, Nisa oyuncak bebeği ile oynuyordu. Tolunay kapıya yönelirken seslendi: “Kim o?”. “Ben polis memuru A.” dedi kapının arkasından biri, “yenge evde mi?”. “Kapıyı açamam” dedi Tolunay, “babam evde değil, annem de yok.” “Biz babanın arkadaşlarıyız” dedi kapının arka tarafındaki ses. Son kelime sanki sesin sahibinin boğazında düğümlenmişti. Tolunay kapıyı dikkatle ve yavaşça açtı. Kapının önünde gözleri dolu iki polis memuru, omuzları düşük beklemekteydi.

Reklamlar

One thought on “Fethi Sekin”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s