Daha Güzel Bir Dünyaya Çağrı

Hepimizin yeryüzündeki konukluğu doğumla başlıyor, ölümle bitiyor. Yeryüzünde var olduğumuz süre boyunca çalışıyor, ilişkiler kuruyor, bedenimizi ve zihnimizi geliştirmeye çabalıyor, bizden sonraki nesillere maddi ve manevi değerler aktarıyoruz.

Yeryüzüne diğer herhangi bir türden temelde farkı olmayan bir tür, bilimsel adıyla Homo Sapiens türünün bireyi olarak geliyoruz. Bizi “insan” kılan, yeryüzündeki kısa konukluğumuz süresince yaptıklarımızdır.

Ancak bizi insan kılan sadece yaptıklarımız değil, aynı zamanda hayal ettiklerimiz ve ütopyalarımız… Ütopyalarımız yoksa “yuvarlanıp gidiyoruz”. Başkalarının (ve topluluğun) hayalleri ile var olmaya çalışıyoruz.

Kişisel ütopyalarımız olmalı. Hayal ettiğimiz bir dünya, var olanın daha iyisi, daha güzeli…

Ve hayallerimizi, ütopyamızı başkalarıyla paylaşmalıyız. Paylaşmalıyız ki, hayal olmaktan çıksın, birer toplumsal hedef haline dönüşsünler.

Hep aklımdaydı: Bir çağrı yazmak ve ütopyamı başkalarına duyurmak… “Bu dünyaya, olanı olduğu gibi kabullenmek için gelmedim” demek… “Böyle geldiyse de, böyle gitmesin” demek…

Şimdilik biraz çalakalem oldu; zamanla daha da gelişecek, zenginleşecek.

İşte benim daha güzel bir dünya çağrım:

  1. çalışan, üreten, ürettiğini eşit ve adil bölüşen bir ülke kuralım.
  2. servetin tabana yayılması için kademeli vergi uygulayalım, ulusal ortalamanın altındaki geliri vergi kapsamından çıkartalım.
  3. yüksek katma değerli, bilgi teknolojilerine dayalı sanayiler oluşturalım. Akademileri bu hedef doğrultusunda yeniden yapılandıralım.
  4. çevreye ve insana saygılı, sanat ve estetikle uyumlu işletmeler kuralım.  Temel yatırım motivasyonu maksimum kazanç değil, yüksek insanlık idealleri olsun.
  5. taşeron işçiliğini, güvencesiz çalışmayı bitirelim.
  6. haftalık çalışma saatlerini düşürelim, kaliteyi ve verimliliği arttıran işler yaratalım.
  7. yoksulluğu, işsizliği, güvencesizliği, insan onuruna aykırı çalışmayı bitirelim. Temel geliri anayasamıza yazalım.
  8. bölgesel dengesizliği sona erdirecek ekonomik önlemleri bir an önce hayata geçirelim.
  9. doğal tarımı, tohumculuğu, besiciliği, arıcılığı yeniden canlandıralım. Toprağın verimini arttıralım. Modern çiftlikler kuralım.
  10. bireysel yaratıcılığı ve girişimciliği teşvik edecek mali ve yasal önlemler alalım.
  11. yenilenebilir enerji kaynaklarının işletilmesini ve kullanımını teşvik edelim.
  12. iş kanunlarında eşit işe eşit ücreti yeniden düzenleyelim, tavizsiz uygulayalım.
  13. turizm sektörünü küçük işletmeleri teşvik edecek ve betonlaşmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden yapılandıralım.
  14. su, elektrik ve yakıt kullanımını kayıpları en aza indirecek şekilde yeniden planlayalım.
  15. modern iletişim araçlarını da kullanarak yaygın tüketici ağları kuralım.
  16. ekonomik krizlere ve finansal çöküntülere karşı, kamu yararına kullanılmak üzere, kamusal denetime açık ve şeffaf, geniş tabanlı fonlar oluşturalım.
  17. tüm kültür, sanat eserlerinden katma değer vergisini kaldıralım.
  18. havayı, suyu, toprağı kirletenleri en yüksek seviyeden vergilendirelim.
  19. denizlerimizi, göllerimizi derelerimizi temizleyelim, yaylalarımızı, ovalarımızı yeşertelim, yeni ağaçlar dikelim. Ormanlar, korular oluşturalım.
  20. tüm tarih, kültür ve çevre mirasını, diğer canlıların doğal yaşam alanlarını koruma altına alalım.
  21. istisnasız tüm canlıların yaşama hakkını, doğal çevrelerine saygıyı, türlerin korunmasını anayasamıza koyalım.
  22. kentlerimizi yenilenebilir enerjiye dayanan, tüm evsel atıkların yeniden değerlendirildiği akıllı konutlarla donatalım.
  23. kentlerimizi trafik yoğunluğundan, ses ve görüntü kirliliğinden kurtaralım; dünyanın en güzel kentleri arasına sokalım.
  24. binalarımızı görüntü kirliliğinden arındırmak üzere yerel meclis kararları çıkartalım, toplumun estetik ve mimari bilincini yükseltelim.
  25. kent merkezlerini ve tarihi mekanların etrafını motorlu taşıtlardan ve kirlilikten tamamen arındıralım.
  26. kentlerimizi parklarla, korularla, yürüyüş ve bisiklet yollarıyla, konser salonlarıyla, spor tesisleriyle, sanat eserleriyle donatalım.
  27. kent içi ulaşımda toplu taşımayı teşvik edelim, kaldırımlara ve yol kenarlarına araç park edilmesini tamamen yasaklayalım.
  28. en küçük sosyal birimden başlayarak mahalle, semt, ilçe, kent, ülke yönetimini tamamen şeffaflaştıralım, demokrasi bilincini yaygınlaştıralım.
  29. sözlü ya da fiziksel tacizi ve şiddeti en ağır şekilde cezalandıracak yasalar çıkartalım, suçluyu rehabilite edecek programlar geliştirelim.
  30. ifade özgürlüğünün, toplantı ve gösteri özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıralım.
  31. ifade ve inanç özgürlüğünü, yaşam tercihlerini, kişisel özgürlüklerin dokunulmazlığını anayasal güvence altına alalım.
  32. tüm sağlık ve eğitim hizmetlerini parasız hale getirelim, barınma ve çalışma hakkını anayasal bir hak kabul edelim.
  33. ülke seçim barajını kaldıralım. Tüm siyasi görüşlere ulusal ve yerel meclislerde temsil edilme yolunu açalım.
  34. tüm idari organlarda kadın temsilini %50’ye çıkartalım.
  35. çocuk tacizini, kadın cinayetlerini, bebek ölümlerini tamamen ortadan kaldıralım.
  36. göçmenlerin topluma uyumunu ve insanca yaşam koşullarını sağlayacak acil önlemler alalım.
  37. her mahalleye bir kütüphane açalım. Kütüphanelerimizi zengin materyalle donatalım. Kitap okuma oranını kişi başı senede 10’a çıkartalım.
  38. kitap, dergi ve elektronik yayıncılığı teşvik edecek yasalar çıkartalım.
  39. yerel yönetimleri kültür ve sanat ürünlerinin en önemli alıcısı haline getirelim. Ulusal ve yerel bütçelere kültür ve sanat eserleri için asgari alım zorunluluğu getirelim.
  40. bilgi ağlarının yaygınlaşmasını teşvik edelim.
  41. geleneksel sanatları ve halk kültür unsurlarını bilgi toplumu araçlarının kullanımı ile daha da geliştirelim, yaygınlaştıralım.
  42. her ile bir konservatuvar açalım. Hayatımızın her alanını sanatla dolduralım.
  43. sporu para kazanan süper sporcuların mesleği olmaktan çıkartıp, gündelik hayatımızın bir parçası yapalım.
  44. çocuklarımızı okullarda diğer görüşlere, inançlara, kültürlere ve insanlığın ortak değerlerine tam saygı anlayışıyla yetiştirelim.
  45. okul müfredatımızı barışı, hoşgörüyü, üretkenliği, verimi ve karşılıklı saygıyı pekiştirecek şekilde baştan sona değiştirelim.
  46. her düzeyde okullarımızı asgari bir seviyeye yükseltelim, uzmanlığı, mesleki gelişmeyi ve yüksek nitelikli bilgiyi teşvik edelim.
  47. okul binalarımızı çağdaş eğitime, deneye, teknolojiye ve estetiğe uygun bir şekilde yeniden tasarlayalım, her birini bir sanat eseri haline getirelim.
  48. üniversitelerimize idari ve mali özerklik verelim; üniversite yönetimine öğrencilerin de katılımını sağlayalım.
  49. ortalama eğitim düzeyini asgari 12 seneye çıkartalım. Çocuk işçiliğini ve çocuk yaşta evliliği bitirelim.
  50. eşit, adil, özgür, insana ve çevreye saygılı, tam demokratik, mutlu ve zengin bir ülke kuralım.

Kediler ve Dalgalar-XI

 

earth_from_space…hayat olayının geçtiği sahne, …, dikine 3.000 metrelik bir uzunluğu kapsar. Bunun ne anlama geldiğini kavramaktan da öteye, kafamızda ve gözümüzde canlandırabilmek için bu 3 bin metreyi, uzaydan çekilmiş dünya fotoğrafı üzerinde görülen dünyaya aktarmamız gerekiyor. Bu fotoğraftaki yerkürenin çağı yaklaşık 12 santimetredir. Bu ölçeğin üzerinde ökosfer dediğimiz hayata elverişli alanın genişliği 0,03 milimetredir.

Continue reading “Kediler ve Dalgalar-XI”

Yükselen Gerçekten de Aşırı Sağ mı? (2)

Eğer insanlar yılda bir kez, yeniden ele geçirilen bir toplumsal alanda sokak partisi yapmanın, kendinden geçmenin ve gönüllerince dans etmenin yeterli olduğunu düşünürlerse, o zaman potansiyelimizin tamamını kullanmıyoruz demektir.” (No Logo (10. Yıl Özel Basımı), Naomi Klein, S.340, Bilgi yayınevi 4. basım)

1989 yılının Kasım ayında Berlin Duvarı yıkıldı, iki sene sonra 1991 yılında Sovyetler Birliği çöktü. 1992 yılında Francis Fukuyama, 1989 yılında yayınlanan makalesini genişleterek Tarihin Sonu ve Son İnsan ismiyle yayınladı. Soğuk Savaş sona ermiş, iki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçilmişti.  Fukuyama’ya göre liberal demokrasiye dayalı kapitalizm zafere ulaşmış ve insanlık “nihai” yönetim biçimine kavuşmuştu. Artık liberal demokrasiden başka bir yönetim biçimine geçiş söz konusu bile olamazdı. Continue reading “Yükselen Gerçekten de Aşırı Sağ mı? (2)”

Yükselen Gerçekten de Aşırı Sağ mı? (1)

1930’ların dehşetini çağrıştırarak yükselen bu popülist dalga, bugünlerde çok net seçilemeyen ve 1930’lara hiç benzemeyen çok daha farklı bir tarihsel çizginin habercisi olabilir mi?

hillary-clintonHillary Clinton’ın ABD tarihinin ilk kadın başkan olacağına yönelik tahminler, ön seçimlerin başladığı 2015 yılının Mart ayından itibaren sıkça dile getirildi. Clinton kendi partisinin ön seçimlerini nispeten kolay geçti. Başkanlık için adaylığını açıklayan altı demokrat adayın üçü, ön seçimler başlamadan çekildi. Maryland eyalet valisi Martin O’Malley’nin de 2016 başında adaylıktan çekilmesiyle Hillary Clinton’ın karşısında sadece Vermont valisi Bernie Sanders kaldı. Kampanyası için, çoğu küçük bağışlarla 230 milyon $ toplayan Sanders’ın kendisinden iki kattan fazla kampanya desteği bulan Clinton karşısında çok fazla şansı yoktu. Demokrat Parti içindeki yarışın kaderi Nisan ayında belli olmuş, Haziran başında kesinleşmişti. Hillary Clinton delegelerin %40’ının oyunu alan Bernie Sanders karşısında delegelerin %60’ının oyunu alarak başkan adayı oldu. Continue reading “Yükselen Gerçekten de Aşırı Sağ mı? (1)”